Türkiye'de ekonomik tablo her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Artan borç yükü, daralan iç talep, yüksek faiz oranları ve nakit akışındaki ciddi sıkıntılar, şirketleri birer birer iflasın eşiğine sürüklüyor. Bu zorlu koşullarda firmaların ayakta kalabilmek için başvurduğu son çıkış yollarından biri ise “konkordato” ilan etmek.
Konkordato Nedir? Ne Anlama Gelir?
Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyecek duruma gelen şirketlerin ya da şahısların, iflas etmek yerine borçlarını yeniden yapılandırmak amacıyla mahkemeye başvurarak zaman kazandıkları yasal bir süreçtir. Borçlu, alacaklılarıyla uzlaşmak ve ticari faaliyetini sürdürmek için konkordato ilan eder. Bu süreçte mahkeme, firmaya geçici ya da kesin mühlet vererek alacaklıların haciz işlemlerini durdurur ve şirketin toparlanması için zaman tanır.
Konkordato; 2018 yılında iflas ertelemenin kaldırılması sonrası firmaların tek yasal sığınağı haline gelmiştir. Ancak bugün gelinen noktada, konkordato başvurularının bu denli artması, bir ekonomik toparlanma süreci olmaktan çok, çöküşün sistematikleştiğini gösteriyor.
2025’te Rekor Başvuru: Her Gün Daha Fazla Firma Dayanamıyor
Yılın ilk altı ayında konkordato başvurusu yapan firma sayısı 2 bin 776’ya ulaştı. Sadece haziran ayında başvuran firma sayısı ise 541 oldu. Geçen yılın aynı ayına göre başvurularda yaşanan artış oranı yüzde 162,6. Bu ciddi artış, reel sektördeki firmaların mali anlamda ne kadar kırılgan hale geldiğini gösteriyor.
Bu başvuruların 292’sine geçici mühlet, 132’sine kesin mühlet, 91’ine ise ret kararı verildi. Ayrıca 19 firma iflas ederken, 7’si konkordato tasdiki alabildi. Veriler açıkça gösteriyor ki artık konkordato süreci, şirketler için sadece bir yeniden yapılandırma değil, hayatta kalma savaşı anlamına geliyor.
Hangi Sektörler Başvuruyor?
En fazla başvuru inşaat, tekstil ve metal sanayi sektörlerinden geliyor. Bu sektörler genellikle yüksek işletme sermayesi, uzun tahsilat süreleri ve yüksek dış girdi maliyetleri ile biliniyor. Kur dalgalanmaları ve faiz artışları, bu sektörlerde faaliyet gösteren firmaları çok daha hızlı etkiliyor.
2018’den bu yana kesin mühlet verilen firma sayısı:
İnşaat: 475 firma
Tekstil: 298 firma
Metal imalat: 105 firma
Ayrıca son dönemde gıda, mobilya ve otelcilik gibi sektörlerde de başvurularda artış yaşandığı görülüyor. Yani sadece üretim değil, tüketiciye dayalı sektörler de iflasın eşiğinde.
Çekler ve Senetler Krizin Sessiz Tanığı
Konkordato başvurularındaki artışın bir diğer yansıması da karşılıksız çek ve protestolu senetler üzerinden okunabilir. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin verileri de bu tabloyu doğrular nitelikte:
2025’in ilk 5 ayında 108 bin 161 çek karşılıksız çıktı
Karşılıksız çeklerin toplam parasal tutarı: 81,8 milyar TL
Aynı dönemde 113 bin 690 senet protesto edildi
Bu senetlerin toplam tutarı ise 33,1 milyar TL
Bu rakamlar, ticaret hayatında güvenin hızla eridiğini, nakit sıkışıklığının had safhaya ulaştığını gösteriyor. Çekini ödeyemeyenler, senedini günü geldiğinde karşılayamayanlar her geçen gün artıyor. Bu da zincirleme bir batış riskini beraberinde getiriyor.
Konkordato başvurularındaki dramatik artış, Türkiye’deki reel sektörün alarm vermeye başladığının açık bir işareti. Her ne kadar bu süreç firmalara zaman kazandırıyor gibi görünse de esasen ekonomik güvenin, üretimin ve ticari ilişkilerin bozulduğunu da ortaya koyuyor.
Yüksek faiz politikasının enflasyonu düşürme yönünde etkisi tartışmalı olsa da finansmana erişimi zorlaştırması, özellikle KOBİ'leri ve iç pazara çalışan firmaları boğuyor. Maliyet baskısı, iş gücü yükü, enerji fiyatları ve talep daralması birleşince firmalar ya konkordato ya da iflas arasında seçim yapmak zorunda kalıyor.
Sonuç: Yapısal Reformlar ve Acil Destek Şart
Konkordato sistematik hale gelmiş durumda. Ancak bu sistematikleşme, ekonominin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Artık geçici önlemlerle değil, üretim odaklı ekonomik dönüşüm, KOBİ'lere özel finansman destekleri, düşük faizli uzun vadeli kredi imkanları gibi gerçek çözümlere ihtiyaç var.
Aksi halde konkordato kuyruğu sadece uzamakla kalmaz, tüm ekonomiye sirayet eden bir çöküş sarmalına dönüşebilir. Ekonominin nabzı konkordato kuyruğunda atıyor; bu nabzın hızı her geçen gün biraz daha artıyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar














































