TÜRKİYE’DE İÇ TURİZM BEKLENİLEN SEVİYEDE DEĞİL
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte milyonlarca insan tatil planı yapmaya başladı. Türkiye denince akla ilk gelen ülkelerden biri deniz, kum ve güneş turizmi oluyor. Her yıl milyonlarca yabancı turist ülkemize geliyor, oteller dolup taşıyor, turizm gelirleri rekorlar kırıyor. Ancak OECD'nin yayımladığı küresel turizm raporu dikkat çekici bir gerçeği de ortaya koyuyor. Türkiye yabancı turist çekmede oldukça başarılı olmasına rağmen, vatandaşların kendi ülkelerinde yaptığı iç turizm birçok gelişmiş ülkeye göre daha düşük seviyede kalıyor.
Peki bunun nedeni ne? Aslında cevabı herkes günlük hayatında yaşıyor.
Bugün dört kişilik bir ailenin birkaç günlük tatil yapabilmesi için ciddi bir bütçe ayırması gerekiyor. Otel fiyatları, ulaşım giderleri, yeme içme masrafları derken kısa bir tatilin faturası birçok ailenin aylık gelirinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu nedenle insanlar tatil planlarını ya iptal ediyor ya da günübirlik gezilerle yetinmek zorunda kalıyor.
Eskiden aileler yaz geldiğinde birkaç hafta memlekete gider, sahil kentlerinde tatil yapar ya da farklı şehirleri gezerdi. Günümüzde ise birçok kişi "Bu yıl tatili erteleyelim." demek zorunda kalıyor. Çünkü hayat pahalılığı önce temel ihtiyaçları karşılamayı zorunlu hale getiriyor.
OECD raporunda da ülkelerin sadece yabancı turist sayısıyla değil, kendi vatandaşlarının seyahat etme alışkanlıklarıyla da değerlendirildiği belirtiliyor. İç turizmin güçlü olduğu ülkelerde oteller yalnızca yabancı misafirlere bağlı kalmıyor. Yerli turistler de sezon boyunca turizm sektörünü canlı tutuyor.
Türkiye'de ise sektörün büyük bölümü yabancı turistlere odaklanmış durumda. Döviz kazandıran yabancı turist elbette önemli. Ancak kendi vatandaşının tatil yapamadığı bir turizm modeli uzun vadede bazı riskleri de beraberinde getiriyor.
Bugün birçok otel fiyatlarını yabancı turistlerin ödeme gücüne göre belirliyor. Döviz kurunun etkisiyle yabancı turist açısından uygun görünen fiyatlar, Türk vatandaşları için oldukça yüksek kalabiliyor. Sonuçta aynı sahilde yaşayan insanlar bile denize sıfır otellerde tatil yapmayı hayal edemez hale geliyor.
Bunun yanında ulaşım maliyetleri de önemli bir engel oluşturuyor. Uçak biletleri, otobüs ücretleri ve özel araçla yapılan yolculuklarda akaryakıt giderleri arttıkça insanlar uzak şehirleri ziyaret etmekten vazgeçiyor. Böyle olunca turizm yalnızca belli bölgelerde yoğunlaşıyor.
Oysa Türkiye doğal güzellikleri bakımından dünyanın en şanslı ülkelerinden biri. Karadeniz'in yemyeşil yaylaları, Ege'nin masmavi koyları, Akdeniz'in tarihi kentleri, Kapadokya'nın eşsiz manzarası, Doğu Anadolu'nun doğal zenginlikleri ve Güneydoğu'nun kültürel mirası milyonlarca insanın ilgisini çekebilecek özelliklere sahip.
İç turizmin canlanması sadece oteller için değil, küçük esnaf açısından da büyük önem taşıyor. Bir ilçeye gelen yerli turist; lokantadan alışveriş yapıyor, kafede oturuyor, hediyelik eşya alıyor, müzeleri geziyor ve bölge ekonomisine doğrudan katkı sağlıyor. Böylece kazanç yalnızca büyük turizm işletmelerine değil, tüm şehir ekonomisine yayılıyor.
Uzmanlar, iç turizmi artırabilmek için ailelerin bütçesine uygun tatil seçeneklerinin çoğaltılması gerektiğini belirtiyor. Kamu destekli tatil kampanyaları, uygun fiyatlı konaklama imkânları, gençlere ve emeklilere yönelik indirimler ile şehirler arası ulaşımda uygulanacak teşvikler iç turizmi hareketlendirebilir.
Ayrıca yalnızca yaz aylarına bağlı kalmadan kültür, doğa, gastronomi ve sağlık turizmi gibi alanların geliştirilmesi de yılın on iki ayına yayılan bir turizm hareketliliği sağlayabilir. Böylece hem işletmeler daha düzenli gelir elde eder hem de vatandaşlar farklı mevsimlerde uygun fiyatlarla seyahat edebilir.
Dijital tanıtım çalışmaları da büyük önem taşıyor. Bugün birçok vatandaş yaşadığı ülkenin farklı bölgelerini yeterince tanımıyor. Yerel yönetimlerin ve turizm kuruluşlarının hazırlayacağı kampanyalar sayesinde insanlar yeni rotalar keşfedebilir.
Sonuç olarak OECD'nin raporu Türkiye'nin turizmde güçlü yönlerini gösterirken geliştirilmesi gereken alanlara da işaret ediyor. Ülkemiz yabancı turist çekme konusunda önemli bir başarı yakalamış durumda. Ancak bu başarının kalıcı olabilmesi için Türk vatandaşlarının da kendi ülkelerinde daha rahat seyahat edebilmesi gerekiyor.
Turizm yalnızca döviz kazandıran bir sektör değildir. Aynı zamanda insanların dinlenmesini, yeni yerler keşfetmesini, kültürel bağlarını güçlendirmesini ve ülkesini daha yakından tanımasını sağlayan önemli bir sosyal faaliyettir. Eğer ekonomik koşullar vatandaşların tatil yapmasına daha fazla imkân tanırsa, iç turizm de güçlenecek, turizm gelirleri daha dengeli bir yapıya kavuşacak ve ülke ekonomisi bundan önemli ölçüde fayda sağlayacaktır.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































