TÜRKİYE DOLAR MİLYONERLERİNİN EN HIZLI ARTTIĞI İKİNCİ ÜLKE
Dünyanın önde gelen bankalarından UBS tarafından yayımlanan son servet raporu, Türkiye ekonomisi açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Rapora göre Türkiye, son yıllarda dolar milyoneri sayısının en hızlı arttığı ikinci ülke oldu. İlk bakışta bu haber kulağa oldukça olumlu gelebilir. Çünkü daha fazla milyoner, daha fazla yatırım ve daha güçlü bir ekonomi anlamına geliyor gibi düşünülebilir. Ancak işin perde arkasına bakıldığında tablo biraz daha karmaşık görünüyor.
Bir ülkede zengin sayısının artması elbette kötü bir gelişme değildir. Aksine, üretim yapan, yatırım gerçekleştiren, ihracat yapan ve istihdam oluşturan insanların çoğalması ekonomik büyümenin önemli göstergelerinden biridir. Ancak burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, zenginliğin toplumun geneline yayılıp yayılmadığıdır.
Türkiye'de son yıllarda yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki artış ve varlık fiyatlarındaki yükseliş birçok kişinin servetini ciddi şekilde büyüttü. Özellikle gayrimenkul, arsa, döviz, altın ve borsa yatırımı yapanlar servetlerini dolar bazında önemli ölçüde artırdı. Birkaç yıl önce birkaç milyon liralık değere sahip olan bir ev bugün onlarca milyon liraya ulaşabiliyor. Böyle olunca da birçok kişi, farkında bile olmadan dolar milyoneri sınıfına girmiş oluyor.
Fakat aynı dönemde milyonlarca vatandaş için hayat şartları oldukça zorlaştı. Market alışverişi, kira giderleri, elektrik, doğal gaz ve ulaşım masrafları her geçen gün arttı. Sabit gelirle çalışan vatandaşlar maaşlarının alım gücünün düştüğünü hissetmeye başladı. Dolayısıyla bir tarafta servetini katlayan bir kesim bulunurken, diğer tarafta geçim sıkıntısı yaşayan geniş bir toplum kesimi oluştu.
Aslında UBS raporunun dikkat çektiği nokta yalnızca milyoner sayısındaki artış değil. Rapor aynı zamanda servetin toplum içinde nasıl dağıldığını da gösteriyor. Eğer ekonomik büyümeden sadece belirli bir kesim faydalanıyorsa, bu durum gelir dağılımındaki eşitsizliği artırabiliyor.
Ekonomistler, son yıllarda özellikle varlık fiyatlarında yaşanan hızlı yükselişin servet sahiplerini daha da zenginleştirdiğine dikkat çekiyor. Evi olan daha çok kazandı, arsası olan servetini büyüttü, döviz ve altın yatırımı yapanlar önemli gelir elde etti. Buna karşılık herhangi bir birikimi olmayan vatandaşlar ise sadece artan fiyatlarla mücadele etmek zorunda kaldı.
Türkiye genç nüfusu, üretim gücü ve girişimcilik potansiyeliyle büyük bir ekonomik kapasiteye sahip. Yeni şirketlerin kurulması, teknoloji yatırımlarının artması ve ihracatın gelişmesi sayesinde gerçekten üretimden zenginleşen insanların sayısının artması ülke ekonomisi açısından son derece olumlu olur. Çünkü üretimden kazanılan servet hem istihdam oluşturur hem de ülkenin kalkınmasına katkı sağlar.
Ancak sadece enflasyon nedeniyle şişen gayrimenkul fiyatları ya da döviz kurundaki yükseliş sayesinde oluşan servet artışları uzun vadede aynı etkiyi yaratmayabilir. Ekonomik refahın kalıcı olabilmesi için üretimin, sanayinin, teknolojinin ve yüksek katma değerli yatırımların güçlenmesi gerekiyor.
Bugün birçok vatandaş şu soruyu soruyor: "Madem ülkede dolar milyonerleri bu kadar hızlı artıyor, neden hayat pahalılığı da aynı hızla devam ediyor?"
Bu sorunun cevabı oldukça açık. Çünkü servetin artması ile refahın toplumun tamamına yayılması aynı şey değildir. Bir ülkede birkaç bin kişinin serveti büyüyebilir. Ancak milyonlarca insanın geliri aynı hızda artmıyorsa günlük yaşamda ekonomik sıkıntılar devam eder.
Ekonomik başarı yalnızca milyoner sayısıyla ölçülmez. Asıl başarı; orta gelir grubunun güçlenmesi, gençlerin iş bulabilmesi, emeklilerin rahat geçinebilmesi ve çalışanların geleceğe güvenle bakabilmesidir. Güçlü ekonomiler sadece zenginlerin değil, orta sınıfın da büyüdüğü ekonomilerdir.
Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin en önemli hedeflerinden biri, oluşan servetin daha üretken alanlara yönlendirilmesi olmalıdır. Fabrika yatırımları, teknoloji girişimleri, ihracat odaklı üretim ve yenilikçi sektörler desteklendikçe hem yeni milyonerler ortaya çıkacak hem de daha fazla kişiye iş imkânı sağlanacaktır.
UBS raporunun ortaya koyduğu tablo, Türkiye'nin önemli bir servet birikimi oluşturduğunu gösteriyor. Fakat bundan sonraki asıl mesele, bu servetin ekonomiye daha fazla yatırım, üretim ve istihdam olarak dönmesini sağlayabilmektir. Eğer bu başarı sağlanabilirse yalnızca dolar milyonerlerinin sayısı değil, toplumun genel refah seviyesi de yükselecektir.
Sonuç olarak, Türkiye'nin dolar milyoneri sayısında dünyanın en hızlı yükselen ülkelerinden biri olması dikkat çekici bir gelişmedir. Ancak bu veriyi değerlendirirken sadece zenginlerin sayısına değil, vatandaşın alım gücüne, gelir dağılımına, üretim kapasitesine ve yaşam kalitesine de bakmak gerekir. Gerçek ekonomik başarı, sadece servetin büyümesi değil, o servetin toplumun her kesimine umut ve refah olarak yansımasıdır. Böyle bir tablo oluştuğunda hem ekonomi güçlenir hem de vatandaş geleceğe daha güvenle bakabilir.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































