CAATSA YAPTIRIMLARI NEDİR? TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLİYOR?
Son günlerde Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler yeniden gündemin en sıcak başlıklarından biri haline geldi. Özellikle CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceğine yönelik iddialar, kamuoyunda büyük merak uyandırdı. Peki, sık sık duyduğumuz bu CAATSA nedir? Türkiye'ye neden uygulandı? Kaldırılırsa ülkemize ne kazandırır? Gelin bu soruların cevaplarını hep birlikte sade bir dille değerlendirelim.
Öncelikle CAATSA'nın açılımı "Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası"dır. ABD, bu yasayı 2017 yılında çıkardı. Amaç; Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerle büyük çaplı savunma iş birliği yapan ülkelere yaptırım uygulayabilmekti.
Türkiye ise Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alınca bu yasa kapsamına alındı. ABD yönetimi, NATO üyesi bir ülkenin Rus yapımı gelişmiş hava savunma sistemi kullanmasının ittifakın güvenliği açısından risk oluşturduğunu savundu. Türkiye ise tamamen farklı bir görüş ortaya koydu. Ankara, uzun yıllardır hava savunma sistemi almak istediğini, müttefiklerinden istediği şartlarda alamayınca kendi güvenliği için S-400 satın almak zorunda kaldığını ifade etti.
Bu gelişmelerin ardından 2020 yılında Türkiye'ye CAATSA yaptırımları uygulanmaya başlandı. En büyük etki ise savunma sanayisinde hissedildi. Özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı ile bazı yetkililere yaptırım uygulanırken, birçok savunma projesi de olumsuz etkilendi.
Bunun en önemli sonucu ise F-35 savaş uçağı programından çıkarılmamız oldu. Türkiye bu projeye yıllarca ortak olmuş, milyarlarca dolar katkı sağlamış ve birçok parçanın üretimini üstlenmişti. Ancak yaptırımlar sonrasında hem uçaklar teslim edilmedi hem de Türk firmalarının üretim süreci sona erdi. Bu durum hem ekonomik kayıplara hem de savunma planlarında değişikliklere neden oldu.
Elbette Türkiye boş durmadı. Son yıllarda yerli ve milli savunma sanayisine büyük yatırımlar yapıldı. İnsansız hava araçları, savaş gemileri, füze sistemleri, radar teknolojileri ve milli savaş uçağı projeleri hız kazandı. Bir bakıma CAATSA yaptırımları, Türkiye'nin kendi teknolojisini geliştirme sürecini de hızlandırdı. Bugün birçok ülke Türk savunma ürünlerini satın almak için sıraya giriyor.
Ancak yine de uluslararası iş birliklerinin önemi büyük. Çünkü savunma sanayisi yalnızca silah üretmekten ibaret değildir. Teknoloji transferi, ortak üretim, mühendislik bilgisi ve küresel tedarik zinciri gibi birçok unsur bu sektörün temelini oluşturur. Yaptırımlar ise bu süreçlerin yavaşlamasına neden olabiliyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında da yaptırımlar yatırımcı psikolojisini etkileyebiliyor. Uluslararası yatırımcılar, ülkeler arasındaki siyasi ilişkileri yakından takip ediyor. İlişkiler ne kadar güçlü olursa yatırım ortamı da o kadar güven veriyor. Bu nedenle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde yaşanacak olumlu gelişmeler yalnızca savunma alanını değil, ekonomiyi de olumlu etkileyebilir.
Son günlerde iki ülke arasında diplomatik temasların artması ve bazı yaptırımların gözden geçirilebileceğine yönelik haberler dikkat çekiyor. Eğer CAATSA yaptırımları tamamen kaldırılırsa Türkiye açısından önemli fırsatlar doğabilir. Savunma sanayisindeki iş birlikleri yeniden hızlanabilir, teknoloji paylaşımı artabilir ve bazı ortak projeler tekrar gündeme gelebilir. Bunun yanında uluslararası piyasalarda da olumlu bir hava oluşabilir.
Öte yandan yaptırımların kaldırılması tek başına bütün sorunları çözecek sihirli bir değnek değildir. Türkiye ile ABD arasında Suriye politikası, terörle mücadele, Doğu Akdeniz, enerji güvenliği ve bölgesel gelişmeler gibi farklı başlıklarda da görüş ayrılıkları bulunuyor. Dolayısıyla ilişkilerin kalıcı şekilde düzelmesi için karşılıklı güvenin yeniden güçlendirilmesi gerekiyor.
Bugün gelinen noktada dünya hızla değişiyor. Küresel dengeler yeniden şekilleniyor. Böylesine karmaşık bir ortamda ülkeler arasında diyalog ve iş birliği her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Türkiye de hem NATO üyeliğini sürdürmek hem de kendi milli güvenliğini en güçlü şekilde korumak isteyen bir politika izliyor.
Sonuç olarak CAATSA yaptırımları sadece savunma sanayisini ilgilendiren teknik bir konu değildir. Bu yaptırımlar ekonomi, teknoloji, dış politika ve uluslararası ticaret üzerinde de etkiler oluşturmaktadır. Önümüzdeki dönemde Ankara ile Washington arasında atılacak adımlar, yalnızca iki ülkenin ilişkilerini değil, bölgesel dengeleri de yakından etkileyecektir.
Vatandaş açısından bakıldığında ise en önemli beklenti, Türkiye'nin güvenliğinin güçlenmesi, ekonominin daha sağlam temeller üzerine oturması ve uluslararası ilişkilerde istikrarın sağlanmasıdır. Umut edilir ki sorunlar yaptırımlarla değil, karşılıklı diyalog ve diplomasiyle çözülür. Çünkü güçlü ekonomilerin ve güçlü devletlerin en önemli sermayesi, güvene dayalı uluslararası ilişkiler kurabilmeleridir.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































