ŞİRKET KAPANIŞLARINDA ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR
Ekonominin nabzını tutan en önemli göstergelerden biri, açılan ve kapanan şirket sayılarıdır. Çünkü bir ülkede şirketler çoğalıyorsa yatırım, üretim ve istihdam artıyor demektir. Ama kapanan şirket sayısı hızla yükseliyorsa, bu durum ekonomide işlerin yolunda gitmediğinin en açık işaretlerinden biridir.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) son açıkladığı verilere göre şirket kapanışlarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Özellikle yüksek faiz, finansmana ulaşmadaki güçlük, maliyetlerdeki hızlı yükseliş ve iç piyasadaki talep daralması birçok işletmeyi ayakta kalma mücadelesi vermeye zorluyor.
TOBB verilerine göre son açıklanan dönemde kapanan şirket sayısı geçen yılın aynı dönemine göre çift haneli oranlarda artış gösterirken, gerçek kişi ticari işletmelerindeki kapanışlar da yükselişini sürdürüyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) bu süreçten en fazla etkilenen kesim olarak öne çıkıyor.
Bir şirketin kapanması yalnızca o işletmenin kepenk indirmesi anlamına gelmiyor. O işletmede çalışan insanların işsiz kalması, tedarikçilerin alacaklarını tahsil edememesi, bankaların kredi risklerinin artması ve devletin vergi gelirlerinin azalması gibi zincirleme etkiler de ortaya çıkıyor.
Bugün birçok işletme üretim yapmak istiyor ancak finansman bulmakta zorlanıyor. Banka kredilerine ulaşabilenler ise yüzde 40'ların, hatta bazı ticari kredilerde bunun da üzerindeki faiz oranlarıyla karşılaşıyor. Böyle bir maliyetle yatırım yapmak veya üretimi sürdürmek oldukça güçleşiyor.
Bunun yanında enerji maliyetleri, kira giderleri, işçilik ücretleri, hammadde fiyatları ve lojistik harcamaları son yıllarda önemli ölçüde arttı. Gelirler aynı hızda artmayınca işletmelerin kâr marjı giderek daraldı.
Özellikle perakende ticaret sektöründe ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Vatandaşın alım gücündeki gerileme nedeniyle birçok mağaza eski satış rakamlarını yakalayamıyor. Aynı durum restoranlar, kafeler, tekstil firmaları ve küçük imalatçılar için de geçerli.
İnşaat sektöründe ise konut satışları devam etmesine rağmen finansman maliyetleri müteahhitleri zorluyor. Küçük ölçekli inşaat firmalarının önemli bölümü yeni projeye başlamaya çekiniyor.
Sanayi sektöründe ihracat yapan firmalar da ayrı bir sorun yaşıyor. Avrupa'daki ekonomik yavaşlama siparişleri azaltırken, içeride yüksek finansman maliyetleri üreticinin rekabet gücünü düşürüyor.
Aslında şirket kapanışlarının tek nedeni ekonomik kriz değildir. Yanlış yatırım kararları, kurumsallaşamama, teknolojik dönüşüme uyum sağlayamama ve yetersiz sermaye de etkili olabilir. Ancak kapanışların ülke genelinde hızla artması, sorunun bireysel değil ekonomik olduğunu gösteriyor.
Peki önümüzdeki aylarda ne olabilir?
Eğer faiz oranlarında belirgin bir gerileme yaşanmaz, krediye erişim kolaylaşmaz ve iç piyasadaki talep canlanmazsa şirket kapanışlarının yılın ikinci yarısında da yüksek seyretmesi beklenebilir.
Özellikle küçük sermayeli işletmeler için sonbahar ve kış ayları daha zorlu geçebilir. Çünkü birçok işletme yaz dönemindeki satışlarla ayakta kalmaya çalışıyor. Beklenen ciro gerçekleşmezse yıl sonunda yeni kapanış haberleri gelebilir.
İhracat pazarlarında toparlanma yaşanması ise üretici açısından önemli bir nefes alma fırsatı olabilir. Avrupa ekonomisinin yeniden büyüme sürecine girmesi Türk sanayicisinin siparişlerini artırabilir.
Merkez Bankası'nın ilerleyen dönemde enflasyondaki düşüşe bağlı olarak faiz indirimlerine devam etmesi de işletmeler açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Finansman maliyetlerinin azalması yeni yatırımların önünü açabilir.
Ancak sadece faiz indirimi tek başına yeterli olmayacaktır. Vergi yükünün azaltılması, KOBİ'lere düşük faizli kredi imkânı sağlanması, ihracatçıların desteklenmesi ve üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik yapısal adımların da atılması gerekiyor.
Uzmanlar özellikle dijitalleşmeye yatırım yapan, maliyetlerini iyi yöneten, ihracata yönelen ve katma değerli üretim gerçekleştiren işletmelerin bu zorlu süreci daha kolay atlatacağını ifade ediyor.
Ekonomide güven ortamı güçlendikçe yatırımcı da cesaret kazanacaktır. Çünkü iş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu unsur öngörülebilirliktir. Bugün yatırım yapan bir girişimci, altı ay sonra maliyetlerinin ve finansman şartlarının nasıl olacağını bilmek istiyor.
Sonuç olarak TOBB verileri, ekonominin önemli bir uyarı sinyali verdiğini gösteriyor. Şirket kapanışlarındaki artışın kalıcı hale gelmemesi için üretimi, yatırımı ve istihdamı destekleyen politikaların hızla uygulanması büyük önem taşıyor.
Unutulmamalıdır ki açılan her şirket umut demektir; kapanan her şirket ise sadece bir işletmenin değil, birçok ailenin geleceğinin de etkilenmesi anlamına gelir. Türkiye'nin güçlü üretim altyapısını koruyabilmesi için işletmelerin ayakta kalmasını sağlayacak ekonomik iklimin oluşturulması, önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddelerinden biri olacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































