SEZGİ VE SAHA BİLGİSİYLE YAPILAN TAHMİNLER
Hayatın hemen her alanında tahmin yaparız. Sabah evden çıkarken havaya bakıp şemsiye alıp almamaya karar veririz. Pazarda fiyatların artıp artmayacağını konuşuruz. Esnaf müşterinin nasıl davranacağını tahmin eder. Çiftçi yağmurun ne zaman yağacağını kestirmeye çalışır. Kısacası insan, doğası gereği geleceği anlamaya çalışan bir varlıktır.
Bugünlerde tahmin denince akla hemen bilgisayarlar, büyük veriler ve karmaşık modeller geliyor. Yapay zekâ, algoritmalar, istatistiksel yöntemler… Bunların hepsi önemli araçlar. Ama çoğu zaman unutulan bir gerçek var: İnsan sezgisi ve saha bilgisi de güçlü bir tahmin aracıdır.
Bazen yılların deneyimi, bir algoritmadan daha hızlı ve daha doğru karar verebilir.
DENEYİMİN BİRİKTİRDİĞİ BİLGELİK
Bir balıkçıyı düşünün. Denize her gün açılan biri, rüzgârın yönüne bakarak balığın nerede olacağını tahmin edebilir. Havanın kokusundan bile değişimi hissedebilir. Bu bilgi kitaplarda yazmaz. Bir veri tabanında da bulunmaz.
Bu bilgi tecrübenin birikimidir.
Aynı durum esnaf için de geçerlidir. Mahalle bakkalı, hangi ürünün hangi gün daha çok satılacağını çoğu zaman bilgisayar programı olmadan bilir. Çünkü müşterisini tanır. Mahallenin ritmini bilir.
Bir çiftçi de aynı şekilde toprağın dilini anlar. Toprağın nemine bakar, gökyüzüne bakar, rüzgârı hisseder ve bir karar verir.
Bu kararlar bazen istatistiksel modele dayanmaz. Ama saha bilgisinin verdiği güçlü bir sezgiye dayanır.
SAHA BİLGİSİ NEDİR?
Saha bilgisi, bir işi uzun süre yapan insanların kazandığı pratik bilgidir. Kitaplarda yazmayan ama gerçek hayatın içinde öğrenilen bilgidir.
Bir doktor hastayı görür görmez bazı şeyleri hissedebilir. Bir öğretmen sınıfa girer girmez öğrencilerin ruh halini anlayabilir. Bir polis olay yerinde küçük bir ayrıntıyı fark edebilir.
Bu tür bilgiler veri tablolarına kolay kolay sığmaz.
Çünkü bu bilgi gözlemden gelir. İnsan davranışını anlamaktan gelir. Hayatın içinden gelir.
SEZGİ NASIL ÇALIŞIR?
Sezgi çoğu zaman “iç ses” gibi anlatılır. Ama aslında sezgi rastgele bir duygu değildir.
Sezgi, beynimizin geçmiş deneyimlerden öğrendiği kalıpları hızlı şekilde tanımasıdır.
Yani insan yıllar boyunca gördüğü olayları farkında olmadan zihnine kaydeder. Sonra benzer bir durumla karşılaştığında çok hızlı bir şekilde karar verebilir.
Bu yüzden deneyimli insanlar bazen şöyle der:
“İçime doğdu.”
Aslında bu “içine doğan” şey, yılların biriktirdiği gözlemdir.
EKONOMİDE DE SAHA SEZGİSİ ÖNEMLİ
Ekonomide de sadece sayılarla hareket edilmez. Sahadaki bilgi çok değerlidir.
Örneğin bir ekonomist piyasayı analiz ederken sadece istatistiklere bakmaz. Aynı zamanda esnafın ne söylediğini dinler. Fabrikaların durumunu inceler. Tüketicinin davranışını gözlemler.
Bazen küçük bir saha bilgisi, büyük bir veri analizinden daha erken sinyal verebilir.
Mesela pazardaki fiyatların hızla artmaya başlaması, enflasyonun geleceği hakkında erken bir işaret olabilir. Ya da fabrikalarda siparişlerin azalması ekonomik yavaşlamanın habercisi olabilir.
Bu yüzden birçok ekonomist sahaya iner. İnsanlarla konuşur. Çünkü ekonomi sadece sayılardan ibaret değildir.
Ekonomi aynı zamanda insan davranışıdır.
SADECE SEZGİ YETERLİ Mİ?
Burada önemli bir noktayı da vurgulamak gerekir. Sezgi güçlüdür ama tek başına yeterli değildir.
Çünkü insan bazen yanılabilir.
Duygular kararları etkileyebilir. Ön yargılar tahminleri bozabilir. İnsan geçmişte işe yarayan bir yöntemi her zaman doğru sanabilir.
Bu nedenle en sağlıklı yaklaşım şudur:
Sezgi ile veriyi birlikte kullanmak.
Veri bize büyük resmi gösterir. Sezgi ise sahadaki ince ayrıntıları yakalar.
İkisi birleştiğinde daha güçlü bir tahmin ortaya çıkar.
TEKNOLOJİ VE İNSAN AKLININ ORTAKLIĞI
Günümüzde birçok alanda en başarılı sonuçlar, insan deneyimi ile teknolojinin birleşmesiyle elde ediliyor.
Finans sektöründe analistler bilgisayar modellerini kullanır ama son kararı insanlar verir. Tarımda sensörler toprağın nemini ölçer ama çiftçinin tecrübesi hâlâ çok değerlidir.
Sağlık sektöründe yapay zekâ teşhis önerir ama son değerlendirmeyi doktor yapar.
Çünkü insan aklı bazı şeyleri farklı bir şekilde değerlendirir.
Bir algoritma milyonlarca veriyi analiz edebilir. Ama bir insan bazen tek bir ayrıntıyı fark ederek büyük resmi anlayabilir.
SOKAKTAN GELEN BİLGİ
Bir ülkede ekonomiyi anlamanın yollarından biri de sokağı dinlemektir.
Taksi şoförü ne söylüyor?
Esnaf satışlardan memnun mu?
Çiftçi maliyetlerden şikâyet ediyor mu?
Bu soruların cevapları bazen resmi verilerden önce gerçek durumu gösterir.
Bu yüzden birçok araştırmacı “saha çalışması” yapar. İnsanlarla konuşur. Çünkü gerçek hayatın sesi çoğu zaman verilerin arkasında saklıdır.
GELECEĞİ ANLAMANIN İKİ ANAHTARI
Bugünün dünyasında tahmin yapmak her zamankinden daha zor. Ekonomi hızlı değişiyor. Teknoloji sürekli dönüşüyor. Küresel gelişmeler piyasaları anında etkiliyor.
Bu karmaşık dünyada doğru tahmin yapmak için iki önemli araç var:
Birincisi veri ve bilimsel yöntemler.
İkincisi insan sezgisi ve saha bilgisi.
Bu iki unsur birbirinin rakibi değildir. Tam tersine birbirini tamamlar.
Veri bize yön gösterir.
Sezgi bize hız kazandırır.
Saha bilgisi ise gerçeğe yaklaşmamızı sağlar.
SON SÖZ
Hayat sadece sayılardan ibaret değildir. İnsan davranışı, deneyim ve gözlem de en az veriler kadar önemlidir.
Bir çiftçinin toprağa bakarak verdiği karar, bir esnafın müşteriyi tanıması, bir doktorun hastayı görür görmez hissettiği şey…
Bunların hepsi insan bilgisinin farklı biçimleridir.
Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insan deneyiminin değeri kolay kolay ortadan kalkmaz.
Çünkü bazen geleceği anlamanın en güçlü yolu, sayılardan önce hayatı dikkatle gözlemlemektir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































