OCAK AYININ ZAM ŞAMPİYONU HAVUÇ OLDU
Türkiye’de gıda enflasyonu yeni yılın ilk ayında da mutfaktaki yangını söndürmedi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın açıkladığı veriler, üretici ile tüketici arasındaki fiyat uçurumunun ne denli derinleştiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Ocak ayında market ile üretici fiyatları arasındaki en yüksek fark yüzde 278’i aşarak havuçta yaşandı.
Bayraktar’ın değerlendirmelerine göre, üreticinin tarlada sattığı ürünle tüketicinin market rafında karşılaştığı fiyat arasındaki makas birçok üründe üç katı, bazı ürünlerde ise dört katı aşmış durumda. Bu tablo, yalnızca mevsimsel dalgalanmalarla açıklanamayacak kadar yapısal sorunlara işaret ediyor.
Market Raflarında Fiyat Artışı Yaygınlaştı
TZOB’un ocak ayına ilişkin verileri, market fiyatlarındaki artış eğiliminin geniş bir ürün yelpazesine yayıldığını gösteriyor. Buna göre markette takip edilen 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı yaşanırken, sadece 7 üründe fiyat düşüşü görüldü. Bir üründe ise fiyat değişimi olmadı.
Bu tablo, hane halkının gıda harcamaları üzerindeki baskının yılın başında daha da arttığını ortaya koyuyor. Özellikle dar ve sabit gelirli kesimler için gıda harcamaları, toplam bütçe içinde giderek daha büyük bir pay alıyor.
Havuçta Rekor Fark: Sorun Nerede?
Ocak ayının “zam şampiyonu” olarak öne çıkan havuçta, market ile üretici fiyatları arasındaki farkın yüzde 278’i aşması dikkat çekici. Başka bir ifadeyle, üreticinin tarlada 1 liraya sattığı havuç, tüketiciye 3,5–4 liraya ulaşan bir fiyatla sunuluyor.
Bu fark yalnızca havuçla sınırlı değil. Birçok sebze ve meyvede benzer oranlar görülüyor. Ancak havuç örneği, tarladan sofraya uzanan zincirdeki sorunları sembolik biçimde ortaya koyuyor:
- Aracı sayısının fazlalığı
- Nakliye, depolama ve fire kayıpları
- Hal ve lojistik maliyetleri
- Enerji ve işçilik giderlerindeki artış
- Piyasa yapısındaki rekabet eksikliği
Tüm bu unsurlar, üretici fiyatıyla tüketici fiyatı arasındaki makası her ay biraz daha açıyor.
Üretici de Tüketici de Memnun Değil
Ortaya çıkan tablo, paradoksal bir durumu beraberinde getiriyor:
Üretici kazanamıyor, tüketici ise pahalıya alıyor.
Şemsi Bayraktar’ın sıkça vurguladığı gibi, birçok üründe üretici satış fiyatlarından memnun değil. Artan mazot, gübre, yem, elektrik ve sulama maliyetleri, çiftçinin eline geçen geliri eritiyor. Buna karşın tüketici cephesinde fiyatlar hızla yükseliyor ve mutfak enflasyonu kontrol edilemez bir noktaya yaklaşıyor.
Bu durum, tarımda sürdürülebilirliği de tehdit ediyor. Gelirini öngöremeyen ve maliyetlerini karşılamakta zorlanan çiftçi, üretimden çekilme eğilimine girerken, bu da orta vadede arz sorunlarını ve daha yüksek fiyatları beraberinde getiriyor.
Girdi Maliyetleri Baskıyı Artırıyor
TZOB’un ocak ayı değerlendirmesinde dikkat çekilen bir diğer unsur ise tarımsal girdi maliyetleri. Gübre, yem ve enerji kalemlerinde yaşanan yüksek artışlar, üretim maliyetlerini yukarı çekmeye devam ediyor. Bayraktar’a göre, üretici fiyatlarındaki sınırlı artışlar bu maliyet artışlarını telafi etmekten uzak.
Bu tablo, gıda enflasyonunun yalnızca bir “fiyat etiketi” sorunu olmadığını, üretimden lojistiğe kadar uzanan geniş bir zincirin yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Yapısal Sorunlar Çözülmeden Enflasyon Düşer mi?
Uzmanlara göre, tarladan market rafına uzanan fiyat zincirindeki sorunlar çözülmeden gıda enflasyonunda kalıcı bir düşüş beklemek zor. Üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi, kooperatifçilik, doğrudan satış modelleri ve etkin denetim mekanizmaları, fiyat makasının daraltılmasında kritik öneme sahip.
Aksi halde her ay yeni bir “zam şampiyonu” ürünle karşılaşmak kaçınılmaz hale geliyor. Ocak ayında bu unvan havuçta olsa da şubat ve sonrasında listenin başına hangi ürünün geçeceği şimdiden merak konusu.
Sonuç: Sorun Tek Bir Üründe Değil
Ocak ayı verileri bir kez daha gösteriyor ki, sorun yalnızca havuçta ya da birkaç üründe yaşanan fiyat artışları değil. Asıl mesele, üretici ile tüketici arasındaki bağın kopmuş olması ve bu boşluğun maliyetlerle ve aracılarla dolması.
Gıda enflasyonuyla mücadele, sadece fiyatları izlemekle değil, tarım ve gıda zincirinin tamamını kapsayan bütüncül politikalarla mümkün olabilir. Aksi takdirde, tarladaki bereket market rafına ulaşana kadar büyük ölçüde erimeye devam edecek.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













































