NİSAN 2026 DIŞ TİCARET VERİLERİ
Nisan 2026 dış ticaret verileri Türkiye ekonomisi açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. İlk bakışta öne çıkan gelişme ihracatta görülen güçlü artış. Türkiye'nin ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 yükselerek 25,4 milyar dolara ulaştı. Buna karşılık ithalat artışı yüzde 3,1 ile daha sınırlı kaldı. Bu durum dış ticaret açığında önemli bir iyileşme yarattı.
Ancak rakamların sadece görünen tarafına bakmak yeterli değil. Çünkü ekonomide bazen aylık veriler olumlu bir görüntü sunsa da yılın tamamına ilişkin eğilim farklı mesajlar verebilir.
Nisan ayında dış ticaret açığı yaklaşık yüzde 30 düşerek 8,5 milyar dolara geriledi. Bir yıl önce aynı dönemde açık 12,1 milyar dolar seviyesindeydi. Bu düşüş ekonomide olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir. Çünkü dış ticaret açığının azalması, ülkenin döviz ihtiyacının da görece düşmesi anlamına geliyor.
Vatandaş açısından bunu daha basit bir örnekle açıklamak mümkün:
Bir ailenin aylık gelirinin arttığını ve harcamalarının daha sınırlı yükseldiğini düşünelim. Böyle bir durumda aile daha az borçlanır ya da daha fazla tasarruf yapabilir. Ülkeler için de benzer bir mantık geçerlidir. İhracat gelirleri artarken ithalat daha yavaş yükseliyorsa ekonomik denge bir miktar rahatlar.
Fakat yılın ilk dört aylık verileri daha farklı bir tablo gösteriyor.
Ocak-Nisan döneminde ihracat yüzde 3 artışla 88,7 milyar dolara yükselirken ithalat yüzde 4,3 artışla 125,8 milyar dolara çıktı. Sonuç olarak dört aylık dış ticaret açığı yüzde 7,3 büyüyerek 37,1 milyar dolara ulaştı.
Bu da şu anlama geliyor:
Nisan ayı olumlu geçmiş olsa da yılın genelinde dış ticaret dengesi henüz kalıcı biçimde güçlenmiş görünmüyor.
Bir başka dikkat çekici nokta ihracatın ithalatı karşılama oranında yaşandı. Nisan ayında bu oran yüzde 74,9'a yükseldi. Geçen yıl aynı dönemde yüzde 63,2 düzeyindeydi.
Bu oran ekonomistler açısından önemlidir çünkü şu sorunun cevabını verir:
"İhracattan elde edilen gelir, ithalat harcamalarının ne kadarını karşılıyor?"
Oranın yükselmesi olumlu kabul edilir. Çünkü ülkenin dışarıya sattığı ürünlerden elde ettiği gelir, dışarıdan satın aldığı ürünlerin maliyetini daha fazla karşılamaya başlamıştır.
Ancak burada başka bir ayrıntı dikkat çekiyor.
İthalatın yüzde 71,1'ini ara malları oluşturuyor.
Ara malı nedir?
Bunlar doğrudan tüketiciye satılmayan, üretimde kullanılan ürünlerdir. Örneğin otomobil üretiminde kullanılan motor parçaları, elektronik devreler, kimyasal maddeler veya sanayi ekipmanları buna örnek gösterilebilir.
Bu durum Türkiye'nin üretim yapısına ilişkin önemli bir gerçeği tekrar ortaya koyuyor:
Türkiye ihracat yapıyor ancak üretim sürecinde önemli ölçüde dış girdiye ihtiyaç duyuyor.
Yani ihracat yükselse bile üretim için gerekli bazı parçalar ve hammaddeler yurt dışından geldiği için ithalat tamamen düşmeyebiliyor.
Verilerde öne çıkan bir diğer başlık teknoloji düzeyi.
Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yalnızca yüzde 3,6 oldu.
Bu oran birçok gelişmiş ekonomiye göre oldukça düşük seviyede bulunuyor.
Bunu günlük hayattan bir örnekle açıklamak mümkün:
Bir ülke tekstil, gıda veya düşük teknolojili ürünler sattığında belirli gelir elde eder. Ancak mikroçip, ileri elektronik ürünler, savunma teknolojileri veya yüksek katma değerli yazılım ürünleri sattığında çok daha yüksek kazanç sağlayabilir.
Dolayısıyla sadece ihracat miktarının artması değil, ihracatın niteliğinin de yükselmesi önem taşıyor.
Ülke bazında bakıldığında ise ihracatta ilk sırada Almanya yer aldı. Almanya'ya yapılan ihracat 2,1 milyar dolar oldu. Onu ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya izledi.
İthalat tarafında ise Çin ilk sırada yer aldı. Çin'den yapılan ithalat 4,5 milyar dolara yaklaştı. Rusya, Almanya, ABD ve İtalya diğer önemli ülkeler arasında bulundu.
Bu tablo Türkiye'nin dış ticarette iki temel gerçeğini gösteriyor:
Birincisi Avrupa pazarı Türkiye için hâlâ çok önemli.
İkincisi ise üretim için gereken birçok ürünün Asya ve özellikle Çin'den gelmeye devam ettiği görülüyor.
Sonuç olarak Nisan verileri kısa vadede olumlu sinyaller içeriyor. İhracattaki güçlü artış, dış ticaret açığındaki düşüş ve ithalatı karşılama oranındaki yükseliş ekonomiye nefes aldıran gelişmeler olarak görülebilir.
Ancak yılın ilk dört ayındaki genel tablo daha temkinli olmayı gerektiriyor. Özellikle yüksek teknoloji ihracatının sınırlı kalması ve üretimin dış girdilere bağımlılığı Türkiye'nin uzun süredir tartıştığı yapısal konular arasında yer almaya devam ediyor.
Ekonomide önemli olan yalnızca bir ayın iyi geçmesi değil, bu iyileşmenin kalıcı hale gelmesidir. Önümüzdeki aylarda ihracat performansının devam edip etmeyeceği ve dış ticaret açığının yeniden artıp artmayacağı dikkatle izlenecek başlıklardan biri olacak.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































