AVRUPA’DA EN FAZLA BİRİKİM YAPAN ÜLKELER
Eskiden büyüklerimiz sık sık “Ak akçe kara gün içindir” derdi. Aslında bu söz sadece bizim toplumumuza özgü değil. Dünyanın birçok yerinde insanlar geleceğe karşı güvence oluşturmak için gelirlerinin bir kısmını kenara koymaya çalışıyor. Ancak her ülkede tasarruf alışkanlıkları aynı değil. Avrupa’ya bakıldığında bazı ülkelerde insanlar kazançlarının önemli bölümünü biriktirirken, bazı ülkelerde ise elde edilen gelir daha çok günlük ihtiyaçlara gidiyor.
Peki Avrupa’da hangi ülkeler daha fazla tasarruf yapıyor? İnsanlar neden birikim yapıyor ya da yapamıyor? Bu soruların yanıtı yalnızca gelir düzeyiyle ilgili değil. İşin içinde kültür, ekonomik güven, sosyal devlet yapısı ve yaşam maliyetleri de bulunuyor.
Öncelikle tasarrufun ne olduğunu basitçe anlatalım. Tasarruf, bir kişinin veya ailenin kazandığı paranın tamamını harcamayıp bir bölümünü geleceğe ayırmasıdır. Bu para bankada tutulabilir, yatırım araçlarına yönlendirilebilir ya da başka şekillerde değerlendirilebilir. Tasarruf, aile bütçesinin adeta emniyet kemeri gibidir. Beklenmeyen bir masraf çıktığında ya da ekonomik sıkıntılar yaşandığında insanlara güven sağlar.
Avrupa ülkeleri arasında tasarruf oranlarında dikkat çekici farklar bulunuyor. Özellikle kuzey ve orta Avrupa ülkeleri yüksek tasarruf eğilimleriyle öne çıkıyor. Almanya, Hollanda, İsveç, İsviçre ve Lüksemburg gibi ülkelerde hane halkları gelirlerinin önemli bir kısmını kenara koyuyor.
Bunun birkaç nedeni var. İlk olarak bu ülkelerde kişi başına düşen gelir yüksek seviyelerde bulunuyor. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra geriye daha fazla para bırakabiliyor. Bir ailenin aylık geliri ile giderleri arasında ne kadar geniş fark olursa tasarruf yapma ihtimali de o kadar yükseliyor.
Ancak mesele yalnızca yüksek maaş değil. Örneğin Almanya’da tasarruf bir kültür meselesi olarak görülüyor. İnsanlar gereksiz harcamalardan kaçınmayı ve geleceğe yatırım yapmayı önemli kabul ediyor. Pek çok aile çocuklarına küçük yaşlardan itibaren para yönetimini öğretiyor. Harçlık alan çocuklar bile bir kısmını biriktirmeye teşvik ediliyor.
İskandinav ülkelerinde de benzer bir durum var. İsveç, Danimarka ve Norveç gibi ülkelerde ekonomik sistem güçlü olsa da insanlar yine de geleceği düşünerek hareket ediyor. Çünkü toplumlarda finansal bilinç oldukça gelişmiş durumda. İnsanlar sadece bugünü değil, emekliliği, çocukların eğitimi ve beklenmeyen durumları da hesaplıyor.
Öte yandan Avrupa’nın güney ülkelerinde durum biraz farklı olabiliyor. İspanya, İtalya, Yunanistan ve bazı Akdeniz ülkelerinde tasarruf oranlarının dönem dönem daha düşük olduğu görülüyor. Bunun önemli nedenlerinden biri ekonomik dalgalanmalar ve işsizlik sorunları olabiliyor.
Örneğin genç işsizliğinin yüksek olduğu bir ülkede insanlar düzenli gelir elde etmekte zorlanabiliyor. Gelir düzensiz olunca tasarruf da zorlaşıyor. İnsan önce mutfak masrafını, kirayı, faturayı ve temel ihtiyaçlarını karşılamak istiyor. Geriye para kalırsa tasarruf gündeme geliyor.
Son yıllarda Avrupa’da yaşanan yüksek enflasyon da tasarruf alışkanlıklarını etkiledi. Enerji fiyatlarının yükselmesi, market harcamalarının artması ve yaşam maliyetlerinin yükselmesi birçok aileyi zorladı. Eskiden ay sonunda bir miktar para kenara koyabilen bazı aileler artık aynı imkânı bulmakta zorlanıyor.
Fakat ilginç bir durum da ortaya çıktı. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde bazı insanlar daha fazla tasarruf etmeye başladı. Çünkü insanlar geleceği kestiremediklerinde güvence oluşturma ihtiyacı hissediyor. “Yarın ne olacağı belli değil” düşüncesi daha fazla birikim yapma isteğini artırabiliyor.
Pandemi döneminde bunun örnekleri görüldü. İnsanlar dışarı çıkamadıkları için harcamalar azaldı. Seyahatler, tatiller ve bazı sosyal harcamalar düştü. Böylece birçok Avrupa ülkesinde tasarruf oranları geçici olarak yükseldi.
Uzmanlar, güçlü ekonomilerin yalnızca üretimle değil tasarrufla da desteklendiğini söylüyor. Çünkü tasarruf edilen paralar bankalar ve finans sistemi aracılığıyla yatırıma dönüşebiliyor. Bu yatırımlar yeni fabrikalar, yeni iş alanları ve ekonomik büyüme anlamına gelebiliyor.
Ancak burada önemli bir denge de var. Eğer insanlar aşırı derecede tasarruf edip harcama yapmazsa ekonomi yavaşlayabilir. Çünkü bir esnafın satış yapabilmesi, bir fabrikanın üretim yapabilmesi için tüketimin de sürmesi gerekiyor. Bu nedenle ekonomiler için ne tamamen harcamaya dayalı ne de tamamen biriktirmeye dayalı sistemler ideal kabul ediliyor.
Bugün Avrupa’daki tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Tasarruf sadece zengin olmakla ilgili değil, aynı zamanda alışkanlıklarla da ilgili bir konu. Çok yüksek gelir elde eden biri hiç birikim yapamayabilir; daha mütevazı gelirli biri ise düzenli şekilde kenara para koyabilir.
Sonuç olarak Avrupa’nın kuzeyi ve merkezi daha yüksek tasarruf eğilimi gösterirken, güney bölgelerde ekonomik koşulların etkisi daha fazla hissediliyor. Ancak ortak gerçek değişmiyor: İnsanlar gelecekte daha güvenli bir hayat istiyor. Çünkü herkes biliyor ki bugün elde edilen küçük bir birikim, yarının büyük sıkıntılarını hafifletebilir. Tasarruf bazen sadece para biriktirmek değil, geleceğe duyulan güveni de biriktirmektir.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































