2026 OCAK AYI DIŞ TİCARET ENDEKSİ
Türkiye ekonomisinin dış ticaret performansına ışık tutan 2026 yılı ocak ayı dış ticaret endeksleri, dikkat çekici bir ikili tabloyu ortaya koyuyor: İhracat ve ithalatta birim değerler (fiyat etkisi) artarken, miktar bazında ciddi daralmalar yaşanıyor. Bu durum, küresel talep koşulları, maliyet baskıları ve ticaret yapısındaki dönüşümün birlikte okunması gerektiğini gösteriyor.
Verilere göre, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan dış ticaret endekslerinde ihracat birim değer endeksi yıllık bazda %13,0 artış gösterdi. Buna karşın ihracat miktar endeksi %15,1 gerileyerek, Türkiye’nin daha yüksek fiyatla ancak daha düşük hacimde ihracat yaptığına işaret etti.
FİYAT ARTIŞLARI GENİŞ TABANA YAYILDI
İhracat birim değer endeksindeki artış, sektörler bazında incelendiğinde oldukça yaygın bir eğilim sergiliyor. Gıda, içecek ve tütün grubunda %15,4’lük artış dikkat çekerken, imalat sanayinde (gıda hariç) %14,0’lık yükseliş, katma değerli üretimde fiyat baskılarının sürdüğünü ortaya koyuyor. Hammaddelerde (yakıt hariç) %10,5’lik artış da küresel emtia fiyatlarının hala etkili olduğunu gösteriyor.
Buna karşılık yakıt fiyatlarındaki %9,8’lik düşüş, enerji piyasalarındaki gevşemenin ihracat fiyatlarına yansıdığına işaret ediyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki gerileme, dış ticaret dengesini etkileyen önemli unsurlardan biri olmaya devam ediyor.
İHRACATTA HACİM DARALMASI DİKKAT ÇEKİYOR
Fiyat artışlarına rağmen ihracat miktar endeksinde görülen %15,1’lik düşüş, küresel talep koşullarının zayıfladığına işaret ediyor. Tüm ana sektörlerde gerileme görülmesi bu durumu teyit ediyor:
- Gıda, içecek ve tütünde %12,5 düşüş
- Hammaddelerde %8,4 düşüş
- Yakıtlarda %20,8 düşüş
- İmalat sanayinde %14,6 düşüş
Bu tablo, Türkiye’nin dış pazarlarda talep daralmasıyla karşı karşıya olduğunu gösterirken, özellikle Avrupa başta olmak üzere ana ihracat pazarlarındaki ekonomik yavaşlamanın etkileri hissediliyor.
İTHALATTA DA BENZER EĞİLİM
İthalat tarafında da benzer bir yapı söz konusu. İthalat birim değer endeksi %6,3 artarken, miktar endeksi %5,8 azaldı. Bu durum, Türkiye’nin ithal ettiği ürünleri daha pahalıya aldığı ancak daha az miktarda ithalat yaptığı anlamına geliyor.
Sektörel bazda bakıldığında:
- İmalat sanayi ithalat fiyatları %9,3 arttı
- Gıda ithalat fiyatları %7,3 yükseldi
- Yakıt fiyatları ise %16,9 geriledi
Miktar tarafında ise en dikkat çekici gelişme, hammaddelerde (yakıt hariç) %2,9’luk artış oldu. Bu artış, üretim için gerekli ara mallarına olan talebin devam ettiğini gösteriyor. Buna karşılık, imalat ve tüketim mallarındaki düşüş, iç talepteki yavaşlamaya işaret ediyor.
MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ VERİLER DE GERİLEMEYİ DOĞRULUYOR
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler de dış ticaretteki daralma eğilimini teyit ediyor. İhracat miktar endeksi bir önceki aya göre %5,0 azalırken, ithalat miktar endeksi %3,0 geriledi.
Yıllık bazda bakıldığında ise takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktarında %11,7, ithalat miktarında ise %2,9’luk düşüş görülüyor. Bu veriler, daralmanın geçici değil, daha yapısal bir eğilim olabileceğine işaret ediyor.
DIŞ TİCARET HADDİNDE İYİLEŞME
Olumlu tarafta ise dış ticaret haddindeki artış dikkat çekiyor. 2025 yılı ocak ayında 89,6 olan dış ticaret haddi, 2026 yılı ocak ayında 95,3’e yükseldi. Bu artış, Türkiye’nin ihraç ettiği malların fiyatının, ithal ettiği mallara kıyasla daha hızlı arttığını gösteriyor.
Dış ticaret haddindeki bu iyileşme, teorik olarak ülkenin dış ticaretten elde ettiği kazancın arttığını ifade eder. Ancak bu durumun sürdürülebilir olması için miktar bazındaki daralmanın da kontrol altına alınması gerekiyor.
GENEL DEĞERLENDİRME: MALİYET ENFLASYONU VE TALEP DARALMASI BİR ARADA
Ocak 2026 dış ticaret verileri, Türkiye ekonomisinin iki temel baskı altında olduğunu ortaya koyuyor:
- Maliyet ve fiyat artışları (enflasyonist baskılar)
- Küresel ve iç talepte zayıflama (hacim daralması)
İhracatın değer bazında artması ilk bakışta olumlu görünse de bunun büyük ölçüde fiyat etkisinden kaynaklanması ve miktar bazında ciddi düşüş yaşanması, sürdürülebilir büyüme açısından risk oluşturuyor.
Önümüzdeki dönemde dış ticaret performansının güçlenmesi için; rekabetçi kur politikası, katma değerli üretim artışı ve yeni pazar çeşitlendirmesi kritik önem taşıyacak. Aksi halde, fiyat artışlarına dayalı bir dış ticaret yapısı, uzun vadede kırılganlık yaratmaya devam edebilir.
Sonuç olarak, Ocak 2026 verileri Türkiye’nin dış ticaretinde “değer artışı ama hacim kaybı” şeklinde özetlenebilecek bir döneme işaret ediyor. Bu tablo, ekonomi politikalarının hem maliyetleri kontrol altına almaya hem de dış talebi canlandırmaya odaklanması gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































