Tercih Dönemi: “Hangi Yolu Seçmeliyim?”
Elinde bir bardak çay, cam kenarında oturmuş, YÖK’ün sayfasını kaçıncı kez yenilediğini saymayı bırakmıştı bile.
Yaz güneşi yavaş yavaş çekiliyor, içini saran o alışıldık belirsizlik biraz daha koyulaşıyordu.
“Kılavuz hâlâ yayınlanmamış...”
Derin bir iç çekti.
Sınav bitmişti, sıralama eline ulaşmıştı ama asıl mesele şimdi başlıyordu:
"Hangi üniversiteye gideceğim? Hangi bölümü seçeceğim? Sonra ne olacak?"
Cevapsız Sorular, Sessiz Ekranlar...
Kafasında onlarca soru vardı:
- Üniversiteler kendilerini gerçekten tanıtabiliyor mu?
- Seçeceğim bölüm bana uygun mu, yoksa sadece "tutan bir tercih" mi olacak?
- Mezun olunca ne kadar sürede iş bulacağım?
- İstanbul mu, İzmir mi? Yoksa evime yakın bir şehir mi?
Ekranı kaydırırken bazı üniversitelerin gayet güzel tanıtımlar hazırladığını gördü. Kampüsler, etkinlikler, gülümseyen yüzler…
Ama hâlâ 4 yıl öncesinin broşürleriyle tanıtım yapmaya çalışanlar da vardı.
“Beni anlayan bir yer var mı gerçekten?” diye geçirdi içinden.
Sıralama mı, Hayal mi?
İç sesi bir süre sustuğunda fark etti...
Tercih dediğin şey sadece bir puan meselesi değilmiş.
Ne istediğini bilmek gerekiyormuş.
Hayalini, ilgi alanlarını, neyi yaparken mutlu olduğunu bilmek.
Çocukken havalimanlarına hayran kalırdı. Hareket eden uçaklar, sistemin içindeki o düzen…
Lojistik mi? Evet, olabilir.
Ama veri bilimi de ilgisini çekiyordu. Yapay zekâ, geleceğin değil artık bugünün konusu olmuştu.
Hayalindeki Üniversite Nasıl Olmalı?
Kütüphanesi geç saate kadar açık olmalıydı mesela…
Kampüste müzik sesleri duyulmalı, sosyal kulüpler gerçekten yaşamalıydı.
Ders dışında da hayat vardı çünkü.
Bir üniversite sadece diploma değil, vizyon da sunmalıydı.
Gelecek Meslekleri Bugünden Başlıyor
Araştırmaya başladıkça fark etti ki; veri analisti, sürdürülebilirlik uzmanı, içerik üreticisi, yapay zekâ mühendisi…
Bu meslekler artık geleceğin değil, şimdinin işi olmuştu.
Ama önemli olan, hangi meslek olursa olsun, kendini geliştirmekti.
Meraklı olmak, öğrenmeye açık olmak ve biraz da sabretmek gerekiyordu.
"Peki Mezun Olunca?"
Korkuyordu tabii.
Diploma iş garantisi değil artık.
Ama bu korkunun içinde bir karar aldı:
Üniversite yıllarını dolu dolu geçirecek.
Staj yapacak, kulüplerde aktif olacak, dil öğrenecek, sektöre temas edecek.
Ve Yeni Bir Gün
Ertesi sabah içindeki karanlık biraz daha dağılmıştı.
Kılavuz hâlâ yayınlanmamıştı belki ama artık kendini daha iyi tanıyordu.
Ne istemediğini biliyordu en azından.
Tercih listesi yavaş yavaş oluşuyordu.
Ve son satıra geldiğinde şöyle yazdı:
“Geleceğimi, sadece bir puan değil; ben yazacağım.”
Bu yazı, tercih dönemini bekleyen binlerce öğrencinin iç sesi olabilir.
Unutma, en doğru tercih; seni sen yapan tercih olacak.
Ve bu yolculukta henüz daha ilk adımı atıyorsun…














































