UBS’in 2024 yılı servet raporu, Türkiye’nin ekonomik fotoğrafını çarpıcı şekilde ortaya koydu. Türkiye, dolar milyoneri sayısındaki artış hızında dünya lideri olurken, reel servette en sert düşüş yaşayan ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor. Bu tablo, Türkiye’de ekonomik büyümenin yansımalarının toplumun büyük kesimine ulaşmadığını, aksine gelir uçurumunun daha da açıldığını gösteriyor.
1. DOLAR MİLYONERLERİNDE 7 BİN KİŞİLİK ARTIŞ: NEDEN BU KADAR HIZLI?
2024’te Türkiye’de dolar milyoneri sayısı yaklaşık yüzde 8,4 oranında artış göstererek 7 bine yakın yeni milyoner ortaya çıkardı ve toplam dolar milyoneri sayısı 68 bine yaklaştı. Bu artış, 56 ülke arasında en yüksek hızla gerçekleşti.
Dünya genelinde dolar milyoneri sayısındaki artış ortalaması ise yüzde 1,2’lerde kaldı. Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya da yüksek artış yaşayan ülkeler arasında olsa da Türkiye’nin gerisinde kaldı.
Neden böyle oldu?
Döviz kuru hareketleri: Türk Lirası’nın dolar karşısında değer kaybı, varlıkların dolar cinsinden değerini yükseltti.
Finansal varlıklara erişim: Özellikle büyük şehirlerde ve finans sektöründe yer alanlar döviz ve diğer finansal araçlara yatırım yaparak servetlerini artırdı.
Yüksek enflasyon ortamında bazı yatırım araçlarının değer kazanması.
2. REEL SERVETTEKİ %21’LİK DÜŞÜŞ: ORTALAMA TÜRK NE DURUMDA?
Ancak dolar milyoneri artışının aksine, Türkiye’nin reel serveti enflasyondan arındırıldığında yüzde 21 oranında geriledi. Bu, halkın büyük çoğunluğunun ekonomik olarak daha yoksullaştığını gösteriyor.
Ortalama servet yüzde 14,6 azaldı.
Medyan servet (yani nüfusun ortanca noktası) yüzde 21 düştü.
Karşılaştırmak gerekirse:
Macaristan’da medyan servet yüzde 18 artarken,
İsveç ve İtalya’da yüzde 15’ten fazla büyüme kaydedildi.
Rusya’da reel servet yüzde 8,2,
Çin’de ise yüzde 6,3 azaldı.
Yani Türkiye hem reel servetteki düşüş hem de dolar milyoneri artış hızındaki dünya liderliğiyle oldukça çarpıcı bir tablo sergiliyor.
3. GELİR EŞİTSİZLİĞİNDE ALARM: GİNİ KATSAYISI VE SOSYAL YANSIMALAR
Türkiye, gelir eşitsizliğini ölçen Gini katsayısında dünyada en kötü 9. ülke olarak listelendi. Gini katsayısı 0 ile 1 arasında değişir; 0 tam eşitlik, 1 ise tam eşitsizlik anlamına gelir. Türkiye’de bu katsayının yüksek olması, zenginlerle fakirler arasındaki uçurumun çok geniş olduğunu gösteriyor.
Bu derin gelir uçurumu:
Toplumsal huzursuzluk riskini artırıyor.
Eğitim, sağlık, barınma gibi temel hizmetlere erişimde adaletsizliği derinleştiriyor.
Orta sınıfın küçülmesine ve yoksulluğun yaygınlaşmasına yol açıyor.
4. DÜNYA SERVET TABLOSUNDA TÜRKİYE’NİN YERİ
Dünyada kişi başı ortalama servet sıralamasında İsviçre zirvede. UBS verilerine göre ortalama İsviçrelinin serveti yaklaşık 687 bin dolar. Bunu ABD (600 bin dolar civarı) ve Hong Kong takip ediyor.
Türkiye ise gelişmekte olan bir ekonomi olmasına rağmen bu ortalamanın çok altında kalıyor ve gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında orta ve alt gelir gruplarının reel gelirleri ciddi şekilde geriliyor.
5. SOSYAL VE EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AÇISINDAN RİSKLER
UBS Baş Ekonomisti Paul Donovan, servetin ekonomik olduğu kadar toplumsal ve siyasi bir güç olduğunu vurguluyor. Türkiye gibi gelir uçurumu yüksek ülkelerde:
Politik istikrarsızlık riski artar.
Toplumda kutuplaşma derinleşir.
Ekonomik büyümenin tabana yayılması zorlaşır.
Teknolojik dönüşüm ve kamu borçlarındaki artış, servetin adil dağıtımını daha da önemli hale getiriyor. Bu bağlamda Türkiye’nin önünde büyük bir reform ve politika değişikliği gereği bulunuyor.
6. TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER
Gelir dağılımı politikalarının güçlendirilmesi: Vergi sisteminin daha adil hale getirilmesi, sosyal yardımların etkinleştirilmesi.
Eğitim ve istihdam fırsatlarının yaygınlaştırılması: Orta sınıfın güçlendirilmesi için nitelikli iş gücüne yatırım.
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi: Ekonomide tabana yayılan büyüme için KOBİ’lere finansman ve teknik destek.
Finansal okuryazarlığın artırılması: Daha geniş kesimlerin yatırım araçlarına erişimini sağlamak.
Enflasyonla mücadele: Reel gelirlerin erimesini önlemek için sürdürülebilir fiyat istikrarı.
SONUÇ
Türkiye’de dolar milyoneri sayısının artması, ekonomideki zengin azınlığın büyüdüğünü gösteriyor. Ancak çoğunluk için reel anlamda refah kaybı söz konusu. Bu ikilik, Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik ve sosyal istikrarını tehdit ediyor. Bu nedenle hükümet, sivil toplum ve özel sektörün birlikte hareket ederek gelir dağılımını dengeleyecek, ekonomik büyümeyi geniş tabana yayacak politikalar geliştirmesi artık bir zorunluluk haline geldi.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar














































