SURİYE’YE DÖNEN MÜLTECİLER TÜRKİYE’YE GERİ GELMEK İSTİYOR.
Suriye’de çatışma yoğunluğu son yıllarda önemli ölçüde azalsa da geri dönen mültecilerin önemli bir bölümü yeniden Türkiye’ye yönelme eğiliminde. Kimi artan kiralar yüzünden Türkiye’den ayrıldı, kimi ise ekonomik baskı ve belirsizlik nedeniyle “ev” arayışına Suriye’de devam etme kararı aldı. Ancak sınırın öte yanında karşılaşılan tablo, hayal edilen koşullara neredeyse hiç yaklaşmıyor. Yerel altyapının çökük olduğu bölgelerde elektrik, su ve internet gibi temel hizmetlerin dahi olmaması, geri dönenlerin yaşam mücadelesini daha baştan ağırlaştırıyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) saha raporları, dönüşün “gönüllü” olmasının her zaman gerçek bir tercih anlamına gelmediğini ortaya koyuyor. Mülteciler, sık sık “mecburiyet” ile “umut” arasında sıkışmışlık hissiyle hareket ediyor; sonuçta ortaya çıkan ise sürdürülebilirliği olmayan bir göç döngüsü oluyor.
Türkiye’den Suriye’ye Dönüş: Hayat Pahalılığının İttiği Bir Yolculuk
Türkiye’de daha önce mültecilere yönelik sosyal uyum politikaları, eğitim ve sağlık hizmetleri ile günlük yaşamı sürdürülebilir kılan destekler bulunuyordu; ancak son yıllarda ekonomik krizin derinleşmesi, kira ve temel giderlerin çok hızlı yükselmesi birçok Suriyeli için yaşamı zorlaştırdı. Özellikle büyük şehirlerde kira fiyatlarının astronomik seviyelere çıkması, kayıt dışı çalışan mültecilerin gelirleriyle yan yana konulduğunda, birçok aileyi “geri dönüş” seçeneğini düşünmeye itti.
Ne var ki Suriye’ye dönenlerin büyük bölümü, Türkiye’deki ekonomik baskının yerini Suriye’de çok daha ağır insani koşullara bıraktığını söylüyor. Aslında yaşanılan, iki ülke arasında sıkışmış bir hayatta kalma mücadelesi.
Suriye’de Yaşam: Elektrik Yok, Su Yok, İnternet Yok
Suriye’nin kuzeyindeki birçok şehirde altyapı hâlâ savaş öncesi seviyesinin çok uzağında. Elektrik şebekesi düzensiz; kimi bölgelerde devlet elektriği günde sadece 2-3 saat veriliyor. Bazı yerlerde ise hiç yok. Alternatif olarak jeneratör kullanmak ise hem çok pahalı hem de yakıt sıkıntısı nedeniyle sürdürülemez durumda.
Su temini, en kritik sorulardan biri. Savaş boyunca zarar gören su altyapısı tam olarak onarılamadığı için birçok yerleşim yeri tankerlerle taşınan suya muhtaç durumda. İnternet erişimi ise neredeyse tamamen özel antenler ve pahalı mobil paketlere bağlı.
Dolayısıyla Türkiye’den dönen birçok aile, Suriye’de karşılaştığı koşulları “yoksunluk, belirsizlik ve sürekli mücadele” olarak tanımlıyor.
Bir mülteci, BM ekiplerine şu çarpıcı ifadeyi kullanıyor:
“Türkiye’de paramız yoktu ama bir düzen vardı. Burada düzen yok. Elektrik yok, su yok; akşam olunca karanlığa gömülüyoruz.”
Eğitimde Çocuklar İçin Kırılan Zincir
En derin sorunlardan biri, çocukların eğitim sürecinin parçalanması. Türkiye’de yıllarca eğitim görmüş, Türkçe öğrenmiş, sosyal çevre edinmiş çocuklar Suriye’de Arapça eğitim sistemine dönmekte zorlanıyor. Farklı müfredat, eksik öğretmen kadroları ve hasarlı okul binaları, çocukların okullaşma sürecini daha da karmaşık hale getiriyor.
Aileler, çocuklarının “aidiyetsizlik” duygusu yaşadığını aktarıyor. Türkiye’de kendine ait bir düzeni olan, sosyal çevresi gelişmiş gençler, Suriye’de “farklı” hissettiklerini, yeniden Türkiye’ye dönmek istediklerini belirtiyor.
Çocuklardaki bu uyum sorunu, göç yönetimi açısından kritik bir gösterge niteliğinde. Çünkü çocukların eğitime erişememesi, uzun vadede “yeniden göç” ihtimalini artırıyor.
BM'nin Uyarısı: “Geri dönüş sürdürülebilir değil”
BM, son raporlarında Suriye’de insani koşulların kısa vadede düzelmesinin zor olduğunu, geri dönen Suriyelilerin büyük bir bölümünün yeniden göç etme riskinin arttığını açıkça belirtiyor. Özellikle bölgede güvenliğin hâlâ kırılgan olması, geçim kaynaklarının sınırlı oluşu ve temel hizmetlerin olmayışı, “geri dönüş” politikalarının beklenen etkiyi yaratamadığını gösteriyor.
UNHCR uzmanları, geri dönüşlerin anlamlı ve kalıcı olabilmesi için:
Güvenliğin kalıcı şekilde sağlanması,
Altyapının yeniden inşa edilmesi,
Ekonomik faaliyetlerin canlandırılması,
Eğitim ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir hale getirilmesi
Gerektiğini vurguluyor.
Bu koşullar sağlanmadıkça geri dönenlerin yeniden göç etmesi kaçınılmaz görünüyor.
Bölgesel ve Politik Boyut: Türkiye’nin Elindeki Zor Denklem
Türkiye için geri dönüş konusu hem iç politikanın hem de dış politikanın hassas başlıklarından biri. İç kamuoyunda geri dönüş talepleri güçlenirken, Suriye’deki koşulların iyileşmemesi Türkiye’nin yükünü azaltmıyor; aksine yeni bir göç dalgası riskini canlı tutuyor.
Ankara’nın son yıllarda izlediği “güvenli bölge” stratejisi, altyapı projeleri ve konut inşaları belirli alanlarda yaşamı iyileştirdi; ancak bu çabalar ülkenin genelinde kalıcı bir dönüş ortamı yaratmaya yetmiş değil. Ek olarak, Suriye coğrafyasının farklı bölgelerindeki otorite parçalanmışlığı da ileriye dönük planlamayı zorlaştırıyor.
Türkiye’nin Suriye politikasında karşılaştığı zorluk, sadece askeri ya da diplomatik bir sorun değil; aynı zamanda insani ve demografik bir denge meselesi. Geri dönüşler sürdürülemez olduğu sürece, sınırın her iki tarafındaki baskı da devam edecek gibi görünüyor.
Sonuç: Göç, sadece bir hareket değil; bir yaşam mücadelesi
Suriye’ye dönen mültecilerin yeniden Türkiye’ye gelmek istemesi, göçün yalnızca bir “yer değiştirme” olmadığını; aynı zamanda bir “hayatta kalma çabası” olduğunu gösteriyor. Göç kararını yönlendiren faktörler ekonomik kriz, güvenlik, sosyal uyum ve temel hizmetlere erişim gibi birçok değişkenin karmaşık etkileşimiyle şekilleniyor.
Bugün sınır hattında yaşanan bu tablo, bölgesel göç yönetiminin daha gerçekçi, daha insani ve sürdürülebilir çözümlere ihtiyaç duyduğunun en somut işareti. Aksi halde geri dönüş, tam anlamıyla bir “döngü” olmaya devam edecek: gidilen yere alışamayanlar dönüş yoluna, döndüğü yerde tutunamayanlar tekrar kaçış yoluna koyulacak.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













































