Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin Mayıs 2025 dönemine ait verileri, Türkiye ekonomisinin özellikle reel sektörde yaşadığı ödeme sıkıntılarını net bir biçimde gözler önüne seriyor. Son yayımlanan rakamlara göre, 2025’in ilk beş ayında karşılıksız çıkan çeklerin toplam tutarı 82 milyar TL’ye ulaşarak dikkat çekici bir seviyeye yükseldi. Bu gelişme, ekonomik aktivitenin hem iç piyasada hem de üretim-ticaret zincirinde ciddi anlamda zorlandığını ortaya koyuyor.
VERİLER NE DİYOR?
Yılın ilk 5 ayında 470 bin keşideci (çek düzenleyen kişi veya şirket) tarafından bankalara toplam 6 milyon adet çek ibraz edildi. Bu çeklerin toplam parasal tutarı 3 trilyon 694 milyar TL oldu. Ancak daha da önemlisi, bu çeklerden 108 bini, yani yaklaşık her 55 çekten biri karşılıksız çıktı. Bu da 16 bin 400 keşideciye ait ve toplam değeri 82 milyar TL olan bir karşılıksız ödeme krizi anlamına geliyor.
RAKAMLARIN DİLİYLE DEĞİL, HAYATIN DİLİYLE ANLATALIM
Çek, Türkiye’de özellikle KOBİ’lerin, esnafın, tedarikçilerin ve hatta büyük işletmelerin vadeli ödeme aracı olarak sıklıkla başvurduğu bir sistem. Yani insanlar bir mal ya da hizmet alırken peşin ödeme yapamıyor, çek veriyor; karşı taraf da o çeki bankaya götürüp günü geldiğinde tahsil ediyor. Ancak karşılıksız çek demek, “Söz verdim ama ödeyemedim” demek. Daha açık bir ifadeyle, bir zincirin bir halkası kırıldığında arkadaki tüm halkalar sallanmaya başlıyor.
PEKİ NEDEN BU KADAR KARŞILIKSIZ ÇEK VAR?
Bu sorunun yanıtı, sadece finansal değil; ekonomik, psikolojik ve yapısal sebeplerle dolu:
1. Nakit Akışı Bozuldu
Firmalar artık sattıkları mal ya da hizmetten hemen gelir elde edemiyor. Tahsilatlar gecikiyor, giderler hızla artıyor. Nakit dengesi çöken bir firma çekle ödeme yapmak zorunda kalıyor, ama o çekin karşılığını günü geldiğinde hesabında tutamıyor.
2. Yüksek Faiz Ortamı
Politika faizlerinin %50 seviyelerine dayandığı bir ortamda, firmalar artık bankalardan rahatça kredi kullanamıyor. Krediye ulaşamayan işletmeler, çek ile ödeme yaparak zaman kazanmaya çalışıyor. Ancak bu zaman bazen yetmiyor.
3. Enflasyonun Gölgesinde Büyüme
Türkiye’de üretim ve ticaret ciddi şekilde maliyet baskısı altında. Enerji, kira, maaş, hammadde… Her kalemde artan fiyatlar, firmaların sermayelerini eritiyor. Bu durum da borçların ödenmesini güçleştiriyor.
4. Ticarette Güven Sorunu
Karşılıksız çeklerin artması, tedarikçi ile satıcı arasındaki güveni sarsıyor. “Bu firma ödeme yapar mı?” sorusu, iş yapma isteğini azaltıyor. Ticareti yavaşlatan şey artık sadece maliyetler değil, güven eksikliği.
MAYIS AYI ÖZELİNDE GÖRÜLENLER
Karşılıksız çek oranı, tutar bazında %2,4’e çıktı.
Bu, her 100 TL’lik çekin 2,4 TL’sinin ödenemediği anlamına geliyor.
Adet bazında ise oran %2, yani her 100 çekten 2’si karşılıksız kalmış.
Bu oranlar küçük gibi görünse de ekonomideki domino etkisi düşünüldüğünde bu karşılıksız çeklerin piyasaya maliyeti çok daha büyük olabilir. Zira ödeme alamayan firma, kendi ödemesini yapamıyor; bu da başka firmaları zora sokuyor.
BU SADECE BİR İSTATİSTİK DEĞİL, EKONOMİNİN AYNASI
Karşılıksız çeklerdeki artış, sadece bir finansal bozulma değil; ekonomik sistemin temellerinde bir sarsıntı olduğunu gösteriyor. Çünkü çek, temelde “güven” üzerine kuruludur. Çekin karşılıksız çıkması, sadece o işletmenin değil, sistemin diğer aktörlerinin de sarsıldığını gösterir. Yani ortada sadece ödenmeyen 82 milyar TL’lik çek yok; kriz sinyalleri veren bir ekonomik yapı var.
Bu durumun kalıcı hale gelmemesi için şu adımlar kritik önem taşıyor:
Krediye erişimin kolaylaştırılması: Özellikle üretici ve KOBİ’lerin desteklenmesi.
Vadeli ticaretin hukuki olarak daha sıkı denetlenmesi: Çek düzenlemelerinin yeniden ele alınması.
Ekonomik güven ortamının inşa edilmesi: Faiz, enflasyon ve döviz politikalarında öngörülebilirlik sağlanmalı.
SONUÇ YERİNE: ZİNCİRİN HALKALARI KOPMASIN
TBB’nin rakamları aslında bize şunu söylüyor: Türkiye’de üretim, satış ve ticaret var ama ödeme zincirinde ciddi bir bozulma yaşanıyor. İnsanlar çalışıyor, mal üretiyor, hizmet sunuyor ama parasını tahsil edemiyor. Bu durum sürdürülebilir değil.
Ekonomideki göstergeleri sadece büyüme oranları, ihracat rakamları ya da enflasyon oranları ile değerlendirmek yeterli değil. Karşılıksız çekler gibi sahadaki gerçek hayat verileri, bize ekonominin ne kadar sağlıklı işlediğini çok daha net biçimde gösteriyor. Ve bugün bu göstergeler, bize sistemin alarm verdiğini söylüyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar














































