İsveç merkezli Skandinaviska Enskilda Banken (SEB), yayınladığı son piyasa analizinde Türk Lirası’nın (TL) dolar karşısındaki değer kaybına dair dikkat çeken tahminlerde bulundu. Banka, Türk lirasının önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkeler arasında en fazla değer kaybedecek para birimi olacağını öngörürken, dolar kurunda daha önce kamuoyunda fazla dillendirilmeyen seviyeleri raporuna dahil etti.
SEB’in analizine göre, 2025 yılı içinde dolar/TL kurunun 50 liraya ulaşması mümkün görünüyor. Bu öngörü, yatırım çevrelerinde şaşkınlıkla karşılanırken, Türkiye’nin döviz piyasasına ilişkin risk algısının küresel çapta yüksek olduğuna işaret ediyor.
2025 YILINDA DOLAR 45 TL'Yİ, 2026’DA İSE 50 TL’Yİ GÖREBİLİR
SEB’in yayımladığı teknik döviz analizinde dolar kurunun yakın ve orta vadede izlemesi beklenen seviye adımları dikkat çekici. Bankanın tahminlerine göre, önümüzdeki bir ay içinde dolar kuru 39,07 TL’den 41 TL seviyelerine yükselebilir. Bu hareketin ardından yıl sonuna kadar sırasıyla şu seviyeler öngörülüyor:
2025 üçüncü çeyrek (Eylül sonu): 43 TL
2025 dördüncü çeyrek (Aralık sonu): 45 TL
2026 birinci çeyrek (Mart sonu): 47 TL
2026 ikinci çeyrek (Haziran sonu): 50 TL
Bu senaryoya göre, yaklaşık bir yıl içinde dolar/TL kurunda yüzde 28 oranında bir yükseliş yaşanması bekleniyor. Kurda bu ölçekte bir artış hem iç piyasada fiyatlama davranışlarını hem de tüketici güvenini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
EN SERT DEĞER KAYBI TÜRK LİRASI’NDA BEKLENİYOR
SEB raporu yalnızca Türkiye özelinde değil; Hindistan, Brezilya ve diğer gelişmekte olan ekonomilerin para birimlerini de mercek altına alıyor. Ancak aralarındaki en dikkat çekici veri, TL’nin dolar karşısındaki performansı ile ilgili. Rapora göre:
Hindistan Rupisi: %4,2 değer kaybı
Brezilya Real’i: %8,1 değer kaybı
Türk Lirası: %28 değer kaybı (en yüksek oran)
Bu veriler, Türk Lirası’nın küresel döviz piyasalarında yaşadığı zayıflamanın ne kadar derin olduğunu ve diğer gelişen ülkelerden önemli ölçüde ayrıştığını ortaya koyuyor. Bu derece yüksek bir değer kaybı öngörüsü, Türkiye ekonomisine dair dış algıların hâlen kırılgan olduğuna ve yatırımcıların risk primi algısının yüksek olduğuna işaret ediyor.
TEKNİK EŞİKLER: 43, 45, 47 VE 50 TL SEVİYELERİNE DİKKAT
SEB, raporunda teknik analiz çerçevesinde belirli seviyelere özel bir önem atfediyor. Buna göre 2025 yılı boyunca kurda 43 ve 45 TL seviyeleri, yatırımcılar ve piyasa aktörleri için kritik eşikler olarak öne çıkıyor. 2026’nın ilk yarısında ise sırasıyla 47 ve 50 TL seviyeleri, psikolojik ve teknik direnç noktaları olarak değerlendiriliyor.
Bu tür seviyeler, yalnızca spekülatif yatırımcılar açısından değil; ithalat ve ihracat yapan reel sektör firmaları için de kur riski yönetimi bakımından belirleyici olabilir. Döviz cinsinden borçlanmış şirketler açısından bu tahminler, ileriye dönük maliyet yapılarının yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılabilir.
TAHMİNLERİN ARKASINDAKİ NEDENLER
Peki bu tahminler neden bu kadar yüksek? SEB’in öngörüleri, birkaç ana faktöre dayanıyor:
Yüksek Enflasyon: Türkiye’de hâlen yüksek seyreden enflasyon oranı, TL'nin reel değerini düşürüyor.
Faiz Politikası: TCMB’nin politika faizindeki sıkılaşma adımlarının sınırlı etkili olacağı algısı, kur üzerindeki baskıyı artırıyor.
Cari Açık ve Dış Finansman: Yüksek cari açık ve dış borç ihtiyacı, Türkiye’nin dış kırılganlıklarını artırıyor.
Küresel Risk İştahı: Gelişmekte olan ülkeler genelinde görülen sermaye çıkışları, TL üzerindeki baskıyı yoğunlaştırıyor.
YATIRIMCILAR VE EKONOMİ YÖNETİMİ NE YAPMALI?
Bu tür agresif kur tahminleri, yatırımcılar için önemli sinyaller içeriyor. Ancak her tahmin, gerçekleşmek zorunda değildir. Bu nedenle yatırımcılar için önemli olan şey, olası senaryolara hazırlıklı olmaktır. Şirketler açısından ise, döviz riskine karşı kurumsal hedging (korunma) stratejileri geliştirmek büyük önem taşıyor.
Öte yandan, ekonomi yönetiminin bu tür tahminlerin gerçekleşmesini önleyebilmesi için, para politikasında tutarlılığı sürdürmesi, yapısal reformlara hız vermesi ve dış finansman kanallarına güven tesis etmesi kritik önemdedir. Aksi takdirde bu tür senaryolar, sadece olasılık değil, gerçeklik hâline gelebilir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar














































