Yazılı ve görsel basından sürekli izlediğimiz ve Avrupa’nın birçok ülkesinde uygulanmaya başlayan haftalık çalışma günlerinin dört güne indirilmesi ülkemizde de gündeme geldi ve bunun için hazırlıklar yapılmaya başladı. Gelen bilgilere göre sistemin olumlu seyrettiği, işe bağımlığı ve iş verimini arttırdığı sonuçları açısından olumlu gelişmeler kaydetmiştir.
Ülkemizdeki uygulanan sisteme göre yaşı 50 ve daha üzeri olanlar hatırlayacaklardır ki 1970 li yıllarda haftanın beş günü tam mesai, cumartesi günü de yarım gün mesai uygulanmaktaydı. Merhum Bülent Ecevit döneminde cumartesi çalışma iptal edilerek haftalık 5 gün çalışma uygun görüldü ve bu sistem günümüze kadar uygulanmaktadır. İş kanununa göre haftalık çalışma saati 45 saattir ve daha fazla çalışma gerçekleştiği zaman fazla mesai ücreti ödenmek zorundadır. Ancak bazı işverenleri hariç tutuyorum mesai saatlerine bakılmaksızın gece gündüz demeden ve mesai ücreti almadan çalışanlar bulunduğu da bir gerçektir. Çünkü işten çıkarılma, maaş zammı verilmemesi gibi birtakım nedenlerle bu şekilde çalışmak zorunda kalan vatandaşlarımız da yok değildir.
Diğer taraftan işçi fabrikaya çalışmak için ayak bastığı anda sigortasını yapan, maaşları günü gününe ödeyen, gerçek maaşı ile SGK ya kayıt yaptıran, iki öğün yemek veren, zorunlu hallerde olağan izni haricinde anlayış gösteren, yıllık iznini tam olarak kullandıran, işten ayrılması durumunda kıdem ve ihbar tazminatını kuruşuna kadar ödeyen, sosyal haklarından hiçbir kesinti yapmayan, hakettiği maaşı yasaların üzerinde veren çok değerli iş insanlarımız da mevcuttur. Ülkemiz bu şekilde işçisine değer veren iş insanlarının ekonomiye katkılarıyla büyüyecektir.
Haftalık çalışma günlerinin dört güne düşürülmesi ile haftalık 45 saat olan çalışma süresi 40 güne düşecek ve çalışanlar günde 10 saat çalışmak durumunda kalacaklardır. Olaya iki açıdan bakmakta fayda var. Şöyle ki;
*Haftalık çalışma saatinin beş saat azalması ülkemiz ekonomisi içim olumsuz sonuçlar oluşturabilir. Çünkü özellikle içinde bulunduğumuz dönemde çok çalışmaya, çok ihracat yapmaya, çok üretmeye şiddetle ihtiyacımız bulunmaktadır. Tabii ki işveren tarafından kabul edilmeyecektir ve onlar da kendi açılarından haklı olabilir. Basit bir hesap yapmak gerekirse;500 kişi çalışan bir işletmede her işçinin 5 saat daha az çalışması haftalık olarak 500x5=2500 saat, aylık olarak ise 2500x4=10000 saat iş kaybına sebep olacaktır. Bunu yıllık olarak hesaplarsak 52 haftax2500=130,000 saat demektir. Bu kayıp üretilen birim sayısını azaltacaktır ve üretim kaybı gündeme gelecektir ve büyük bir maddi kayıptır. İşveren bu kaybı bir yerlerden tamamlamak zorundadır ve bu karşılama üretim maliyetine yansıyacak, fiyatların yükselmesine sebep olacaktır ve bu da enflasyon olarak karşımıza çıkacaktır. Üretimde kayıp oranı ise %12,5 olacaktır ve işveren bunu dediğim gibi ürünlerine zam yaparak karşılamak durumundadır.
*Olaya ikinci açıdan baktığımızda ise durum farklıdır. Avrupa ülkelerinde uygulanan sistemde çalışanların ayda bir gün izin kullanmalarına izin verilmektedir. Bunun sebebi insanların resmi işlerini görmeleri içindir. Çünkü her vatandaşın hastanede, postanede, bankada veya başka resmî kurumlarda işi vardır ve bunları mesai saatlerinde çözmek zorundadır. Bu nedenle ayda bir resmi gün tatil verilmektedir.
Uygulamanın olumlu tarafları ise özellikle engelliler, çalışan anneler, çalışan öğrenciler için son derece faydalı olacağı kesindir. Öğrenciler daha fazla ders çalışma imkanına sahip olacak, anneler çocuklarıyla daha fazla birlikte olacaklardır.
Haftada dört günlük çalışma sistemi ülkemizde uzun süreden bu yana gündem de olan bir konudur ve yakında uygulamaya konulacaktır. Bir de bu sistem sayesinde pandemi döneminde başlayan ve bazı işletmelerde devam eden evden çalışma modeli yaygınlaşacaktır.
Bir başka konu ise işe bağımlılığın artması ve verimliliğe vereceği katkıdır. Çünkü çalışan, diğer işlerini hallettiği zaman kendini işine verecek, işten ayrılmalar da azalacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













































