Türkiye’de enflasyonla mücadele süreci uzadıkça, özellikle üretim yapan sanayi kesimi her geçen gün daha da zorlanıyor. Bir zamanlar ülkenin üretim gücü olan sanayi, artık ayakta kalmak için mücadele ediyor. Yüksek faizler, düşmeyen maliyetler, azalan siparişler derken, üretici artık çarkı döndürmekte zorlanıyor. Bu tablo, sadece üreticiyi değil, o çarklarda çalışan yüz binlerce işçiyi de doğrudan etkiliyor. İşte son veriler, durumun ne kadar ciddileştiğini gözler önüne seriyor.
SANAYİDE ÇALIŞAN SAYISI 4.8 MİLYONA DÜŞTÜ
TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre, sanayi sektöründe çalışan ücretli kişi sayısı son bir yılda 132 binden fazla azalarak 4,8 milyon kişiye geriledi. Bu, sadece bir sayı değil; arkasında kapanan atölyeler, küçülen fabrikalar ve işten çıkarılan binlerce insan var. Üstelik bu düşüş bir-iki ayla sınırlı kalmadı. 2024 yılının ağustos ayından bu yana, tam 8 aydır aralıksız şekilde düşüş devam ediyor. Bazı aylarda çok küçük artışlar yaşansa da genel gidişat aşağı yönlü. Mart ayında sanayideki ücretli çalışan sayısı aylık bazda yüzde 0,7, yıllık bazda ise yüzde 2,6 azalmış durumda. Bir önceki ay olan Şubat’ta da benzer şekilde kayıp yaşanmıştı.
Sanayide yaşanan bu daralma, sadece iş gücü kaybı değil; aynı zamanda üretimin, ihracatın ve ekonomik canlanmanın da sekteye uğradığının bir göstergesi.
SANAYİCİ ARTIK NASIL AYAKTA KALIRIMI DÜŞÜNÜYOR
Ekonomi politikalarının ağırlığı altında ezilen sanayiciler artık büyümeyi değil, nasıl ayakta kalabileceklerini düşünüyor. Yüksek faiz oranları, krediye ulaşmayı zorlaştırırken, döviz kuru baskısı da ithal girdi kullanan firmaları ciddi biçimde zorluyor. Üreticiler bir yandan iç talepteki durgunlukla mücadele ederken, diğer yandan da ihracat pazarlarındaki sipariş düşüşü ile karşı karşıya kalıyor.
Türkiye Makina Federasyonu Başkanı Adnan Dalgakıran’ın da dediği gibi, “Sanayici şu anda sadece nasıl hayatta kalabileceğini hesaplıyor.” Üretime devam etmek için büyük mücadele veriliyor ama birçoğu artık dayanacak gücünün kalmadığını dile getiriyor. Faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda, yatırım yapmak veya kapasiteyi artırmak zaten hayal olmuş durumda.
FABRİKALAR SATILIYOR, KONKORDATO ARTIYOR
Son dönemde sanayi sektöründe fabrika satışlarında ve konkordato ilanlarında ciddi artış var. Bu da gösteriyor ki birçok firma, borcunu çevirmekte zorlanıyor. Üretimi sürdürmek, personeli elde tutmak, yeni sipariş almak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. İşte bu yüzden işten çıkarmalar da artıyor. Bu tablo hem işsizliği artırıyor hem de toplumda genel bir ekonomik güvensizlik havası yaratıyor.
ENFLASYONLA MÜCADELE SANAYİYİ EZE EZE İLERLİYOR
Enflasyonla mücadele elbette ki gerekli. Ancak bu mücadelenin şekli ve süresi, başka alanlarda büyük tahribat yaratıyor. Faizler artırılıyor, tüketim düşürülüyor ama üreticiye bir destek sağlanmadığında, bu süreç sanayicinin belini kırıyor. Yani bu mücadelede en ağır bedeli sanayi ödüyor. Faiz yüksek, girdi maliyetleri yüksek, döviz kuru dalgalı, sipariş az. Böyle bir ortamda üretim nasıl sürdürülebilir?
Üstelik işler daha da tuhaf bir hal almış durumda. Yerli üretim daralırken, ithal tüketim malları artıyor. Bu da demek oluyor ki, bir yandan sanayi küçülürken, diğer yandan dışa bağımlılık artıyor. Yerli üretici zora girerken, ithalat yapan firmalar pazar payını büyütüyor.
ÇIKIŞ YOLU: ÜRETİMİ DESTEKLEYECEK POLİTİKALAR
Sanayinin bu zor dönemden çıkması için sadece para politikası yetmez. Üreticiyi destekleyecek, yatırımın önünü açacak, finansmana erişimi kolaylaştıracak politikalar şart. Aksi takdirde, Türkiye üretimden kopar, sadece tüketen bir ekonomiye dönüşür. Bu da uzun vadede ne büyüme sağlar ne de istikrar getirir.
Özetle, enflasyonla mücadele süreci ne kadar uzarsa, sanayi o kadar zayıflıyor. Sanayici üretimi bırakıyor, çalışan işini kaybediyor, ülke kalkınma hızını kaybediyor. Bu tabloyu tersine çevirmek için üretimi merkezine alan, planlı ve dengeli bir ekonomik yol haritasına ihtiyaç var. Aksi halde, sanayi çarkları tümden durabilir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar














































