2024 TÜRKİYE’NİN TEKNOGİRİŞİM HARİTASI
Türkiye’de teknoloji ve yenilik temelli girişimler, son yıllarda sadece ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda yapısal dönüşümün de ana aktörleri arasında yer alıyor. TÜİK tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen Tekno girişim Araştırması 2024, bu dinamik yapının insan kaynağından finansmana, ihracattan dijitalleşmeye kadar uzanan geniş bir fotoğrafını sunuyor. Ortaya çıkan tablo, umut verici potansiyellerle birlikte kronikleşmeye aday bazı yapısal sorunlara da işaret ediyor.
Eğitimli ama cinsiyet açısından dengesiz bir kurucu profili
Araştırmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, tekno girişimlerin kurucu profiline ilişkin bulgular. Kurucu ortakların ya da en yüksek paya sahip aktif ortakların yalnızca %12,9’unun kadın olması, teknoloji tabanlı girişimcilikte toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin halen belirgin olduğunu gösteriyor. Bu oran, girişimcilik ekosisteminin kapsayıcılığı açısından önemli bir uyarı niteliğinde.
Bununla birlikte, kadın girişimcilerin eğitim düzeyi dikkat çekici biçimde yüksek. Kadın kurucular arasında lisansüstü eğitim oranının erkeklere kıyasla daha yüksek olması, ekosisteme giren kadınların daha “seçilmiş” ve daha donanımlı bir gruptan geldiğini düşündürüyor. Bu durum, fırsat eşitliğinin yeterince sağlanamadığı ortamlarda kadınların girişimci olabilmek için daha yüksek bir nitelik eşiğini aşmak zorunda kaldığını da ima ediyor.
Mühendislik ağırlığı: Güç mü, daralma riski mi?
Kurucu ortakların yaklaşık yarısının mühendislik, imalat ve inşaat alanlarından mezun olması, tekno girişimlerin teknik kapasitesinin güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu yoğunlaşma, aynı zamanda iş modeli geliştirme, tasarım, sosyal inovasyon ve yaratıcı endüstriler gibi alanların görece geri planda kalma riskini de barındırıyor.
İşletme, yönetim ve hukuk ile bilişim ve iletişim teknolojileri alanlarının daha sınırlı paya sahip olması; tekno girişimlerin teknik olarak güçlü fakat ölçeklenme, pazarlama ve küresel marka oluşturma süreçlerinde zorlanabileceğine işaret ediyor. Bu durum, ekip içi disiplin çeşitliliğinin önemini bir kez daha gündeme getiriyor.
Özel sektör deneyimi güçlü, girişimcilik öğrenerek geliyor
Tekno girişim kurucularının büyük çoğunluğu, girişimcilik öncesinde özel sektörde ücretli çalışma deneyimine sahip. Bu durum, tekno girişimcilerin önemli bir bölümünün önce kurumsal yapılarda deneyim kazandıktan sonra girişimciliğe yöneldiğini gösteriyor. Ancak girişimcilik deneyiminin çoğunlukla 0–5 yıl aralığında yoğunlaşması, öğrenme sürecinin halen devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bu tablo, başarısızlık toleransının ve ikinci girişim kültürünün ekosistemde yeterince yerleşmediğine de işaret ediyor. Girişimcilik, hâlâ “ilk denemede başarı” beklentisiyle ele alınan bir alan olarak öne çıkıyor.
Uluslararası deneyim, küresel vizyonun anahtarı
Kurucuların %37,4’ünün yurt dışı eğitim veya iş deneyimine sahip olması, Türkiye tekno girişim ekosisteminin küresel bağlantılar açısından hiç de zayıf olmadığını gösteriyor. Özellikle yurt dışında eğitim almış kurucuların yüksek payı, bilgi transferi ve küresel ağlara erişim açısından önemli bir avantaj sunuyor.
Ancak bu oranın halen sınırlı olması, tekno girişimlerin önemli bir bölümünün iç pazara odaklı kaldığını ve küresel rekabete açılma konusunda daha fazla destek mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu düşündürüyor.
Sosyoekonomik arka plan: Kamu ağırlığı dikkat çekiyor
Kurucuların ebeveyn meslek profilleri incelendiğinde, kamu çalışanı ağırlığı dikkat çekiyor. Bu durum, tekno girişimciliğin önemli ölçüde orta sınıf ve görece güvenli gelir gruplarından beslendiğini gösteriyor. Özellikle annelerin büyük bölümünün ev işleriyle meşgul olması, toplumsal cinsiyet rollerinin kuşaklar arası etkisini de görünür kılıyor.
Bu yapı, girişimciliğin hâlâ belirli sosyoekonomik sınırlar içinde geliştiğini ve daha geniş kesimlere yayılması için sosyal politika araçlarının önemini ortaya koyuyor.
Kadın istihdamı kuruculukta düşük, personelde daha dengeli
Tekno girişimlerde kadın personel oranının %31 olması, kurucu ortaklıktaki düşük orana kıyasla daha dengeli bir tablo sunuyor. Kadın çalışanların da büyük ölçüde lisans ve lisansüstü eğitim seviyesinde yoğunlaşması, insan kaynağının niteliğine işaret ediyor.
Ancak bu dengenin karar alma mekanizmalarına yeterince yansımadığı açık. Kadınların daha çok çalışan, erkeklerin ise daha çok kurucu olduğu bir yapı, uzun vadede yenilik kapasitesini sınırlayabilir.
Nitelikli personel sorunu derinleşiyor
Tekno girişimlerin yaklaşık yarısının stratejik alanlarda uzman personel arayışına girmesi ve bunların üçte birinin ciddi zorluk yaşaması, Türkiye’de nitelikli iş gücü arzı ile beklentiler arasındaki makasın açıldığını gösteriyor. Yüksek ücret beklentileri ve uygun niteliklerin bulunamaması, özellikle erken aşama girişimler için önemli bir engel oluşturuyor.
Bu durum, eğitim sistemi ile girişim ekosistemi arasındaki uyum sorununu da yeniden gündeme taşıyor.
Finansman: Özkaynak bağımlılığı sürüyor
Araştırmanın belki de en kritik bulgularından biri, tekno girişimlerin hem kuruluşta hem de faaliyet döneminde büyük ölçüde kendi sermayelerine dayanmaları. Yatırımcı ve risk sermayesi ekosisteminin henüz yeterince derinleşmediği, kamu desteklerine erişimde ise ciddi sorunlar yaşandığı görülüyor.
Yüksek maliyetler, yetersiz özkaynaklar ve sınırlı finansman seçenekleri; tekno girişimlerin ölçeklenmesini geciktiren temel faktörler olarak öne çıkıyor.
Dijital satış ve ihracat: Potansiyel var, ölçek sınırlı
E-satış yapan tekno girişim oranının %22,2’de kalması, dijitalleşmenin henüz tüm ekosisteme yayılmadığını gösteriyor. İhracat tarafında ise Ar-GE faaliyeti yürüten girişimlerin daha başarılı olduğu net biçimde görülüyor. Bu durum, Ar-GE ile küresel rekabet gücü arasındaki doğrudan ilişkiyi teyit ediyor.
Ancak lojistik maliyetler, ödeme sistemleri ve gümrük süreçleri gibi klasik sorunlar, tekno girişimlerin ihracat performansını sınırlamaya devam ediyor.
Sonuç: Potansiyel güçlü, yapısal reform ihtiyacı net
Tekno girişim Araştırması 2024, Türkiye’nin teknoloji tabanlı girişimcilikte ciddi bir insan sermayesi birikimine sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ancak finansman, kapsayıcılık, nitelikli iş gücü ve küresel entegrasyon alanlarında atılacak adımlar olmaksızın bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçmesi zor görünüyor.
Önümüzdeki dönemde, tekno girişim ekosisteminin yalnızca sayı olarak değil, nitelik, çeşitlilik ve sürdürülebilirlik açısından da güçlendirilmesi, Türkiye’nin yenilik kapasitesi için kritik önemde olacak.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













































