2024 DOĞUM İSTATİSTİKLERİ
Ülkemizde maalesef doğurganlık oranı her yıl düşmeye devam ediyor. Bu durum gelecekte başta ekonomi olmak üzere birçok olumsuzluklara yol açacak demektir. Çünkü demografik yapımızın dengesi bozulmakta, önümüzdeki süreç için birtakım tehlikeler arz etmektedir.
Toplam doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 çocuk iken 2023 yılında 1,51 çocuğa kadar gerilemiş durumdadır. Yani sağlıklı bir annenin doğurduğu çocuk sayısı 2001 yılında 2,38’den günümüzde 1,51 çocuk olarak kayıtlara geçmiştir. Bu düşme eğilimi gelecek dönemlerde ekonomik gelişme, sosyal hayat, üretime katılım, emekli sayısı gibi faktörler için bazı olumsuzluklara neden olacağı aşikardır.
Öncelikle genç nüfusun yani 15/24 yaş arası gençlerimizin üretime katkı sağlamaları veya işsiz kalmamaları ülke ekonomisine katkı sağlamaları elzemdir. Bu denge bozulunca ekonomide de birtakım olumsuzluklara yol açacaktır. Bir örnekle açıklamaya çalışalım. Almanya’da genç nüfus oranının yetersizliği nedeniyle ekonomide yavaşlama yaşamamak üzere yurt dışından işçi alımı yaptığını hepimiz biliyoruz. Ülkemizden de birçok vatandaşımız bu kervana katıldılar ve çalışmak için Almanya’ya yıllar önce taşındılar ve günümüzde ülkemize dönenler Almanya standartlarına göre emekli maaşı alıyorlar. Kalanlar ise artık tamamen Alman standartlarında yaşamaya devam ediyor. Bazıları ise ne Alman ne de Türk özelliği taşımaktadır. Almanya’da birçok kentte dağılmış olan epeyce vatandaşımız olduğu için sokakta, caddede, işyerlerinde mutlaka bir Türk vatandaşına rastlamak mümkündür.
Çocuk yetiştirmek içinde bulunduğumuz ekonomik kriz döneminde oldukça zordur. Bundan yıllar önce Sn. Cumhurbaşkanımız, her ailenin en az üç çocuk yapmasını önermişti. Demek ki bu günleri önceden görmüş ve tavsiyesini düşünerek yapmış. Ancak günümüzde özellikle sanayi devriminin başladığı 1970 li yıllardan sonra köyden kente göçün başlamasıyla birlikte doğurganlık oranı azalmaya başlamıştır. Çünkü kent yaşamı köyden farklıdır ve birçok değişikliklerin hayata girmesi gerekir. Eskiden köylerde 6-7 tane olmak üzere her ailenin çocuğu olurdu ve bunların bakımı hepsinin anneleri idi ama bağ bahçe işlerinin yoğun olmasından dolayı büyük çocuklar küçüklerin bakımını üslenirlerdi. Günümüzde ise tek maaşla geçinmenin imkânsız olduğu bir dönem yaşıyoruz ve birçok anne çocuğunu ya bakıcıya ya da kreşe göndererek kendisi çalışmaya gidiyor ve başka çözümü gözükmüyor. Çok az ailelerin anneanneleri ve babaanneleri torunlarına bakabiliyor. Öte yandan doğurganlık oranının düşmesinde en önemli etken ekonomik koşullardır. Biraz önce bahsettiğim gibi, tek maaşla geçinmenin ortadan kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Ayrıca eskiden olduğu gibi çocukların eğitimi ilkokuldan değil, yuva, ana okulu, ilkokula hazırlık gibi sınıflardan geçtikten sonra ilkokula başlıyor. Bu da tabii ki bir bedel karşılığında gerçekleşiyor ve akla ziyan ücretler gerektiriyor. Özellikle büyük kentlerimizde ilkokul eğitimi ücretleri yaklaşık 500-600 bin TL civarındadır. Bunu ancak yüksek gelirli vatandaşlar ödeyebilir. Düşük gelirli aileler ise bırakın özel okula göndermeyi, çocuklarının beslenme çantasına yiyecek bile koyacak durumda değillerdir. Hâl böyle olunca birçok aile tek çocukla yetinmek zorunda kalmaktadır. Hâlbuki çocuğun kardeş sevgisini alması, sosyal paylaşım, birlikte yaşam gibi faaliyetlerde bulunması en az bir kardeşle vuku bulacaktır.
Bir diğer konu da evlilik yaşlarının yükselmesi doğurganlık oranını etkileyen faktörlerden biridir. Öncelikle kadınların ekonomik özgürlüğünü almadan evlenmeyi kabul etmemesi, erkeklerin de belli bir iş hayatına atılmayı beklemeleri tanışma ve flört döneminin uzun olması gibi nedenlerle evlilik yaşı da yükselmiştir. Normal olarak doğurganlık yaşı hesaplamalarında 15-49 yaş grubu baz alınmaktadır. Ortalama evlenme yaşının 35 olduğunu varsaydığımızda ancak tek çocuk hesabı yapılmaktadır.
Önemli olan çocuk yapmak değil, doğan çocuğun iyi şekilde yetiştirmek, ona iyi bir eğitim vermek, istikbalini hazırlamak her anne babanın ortak gayretidir. Bu yüzden yeni evliler ve diğerleri çocuk kararı verirken ekonomik koşullarını dikkate almakta ve bakabilecekleri kadar çocuk yapmaktadır. Ayrıca yukarıda bahsettiğim gibi günümüzde tahsil oranı her yıl yükselmekledir. Yani artık her çocuk üniversite bitirmek hatta mastır ve doktora yaparak kariyer sahibi olmayı hedeflemektedir. Bu tür gelişmeler tabii ki ailenin maddi durumuyla yakından ilgilidir.
Özetle doğurganlık oranının hızlanması için ekonomik koşulların yükselmesi, hane halkı gelirlerinin artması, ekonomiye güven duyulmasıyla mümkün olacaktır.
2024 yılına ait TÜİK tarafından yayınlanan doğum istatistikleri aşağıdadır.
Canlı doğan bebek sayısı 937 bin 559 oldu
Canlı doğan bebek sayısı 2024 yılında 937 bin 559 oldu. Canlı doğan bebeklerin %51,4'ü erkek, %48,6'sı kız oldu.
Toplam doğurganlık hızı 1,48 çocuk oldu
Toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem olan 15-49 yaş grubunda doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade etmektedir. Toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 çocuk iken 2014 yılından itibaren aralıksız düşüş eğilimine girerek 2024 yılında 1,48 çocuk olarak gerçekleşti. Toplam doğurganlık hızı son sekiz yıldır nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,10'un altında kalmaya devam etti.
Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 3,28 çocuk ile Şanlıurfa oldu
Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 2024 yılında 3,28 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 2,62 çocuk ile Şırnak, 2,32 çocuk ile Mardin izledi.
Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu iller ise 1,12 çocuk ile Bartın ve Eskişehir oldu. Bu illeri 1,15 çocuk ile Zonguldak ve Ankara, 1,17 çocuk ile İzmir izledi.
Toplam doğurganlık hızı 2024 yılında 71 ilde 2,10'un altında kaldı
Toplam doğurganlık hızının nüfusun yenilenme seviyesinin altına düştüğü 2017 yılında 57 ilin toplam doğurganlık hızı 2,10'un altında iken 2024 yılında 71 ilin toplam doğurganlık hızı bu seviyenin altında kaldı.
Toplam doğurganlık hızının 1,50'nin altında kaldığı il sayısı 2017 yılında 4 iken 2024 yılında 55 oldu. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017 yılında 10 iken 2024 yılında sadece Şanlıurfa ili oldu.
Toplam doğurganlık hızının Avrupa Birliği üye ülkeleri ortalaması 1,38 çocuk oldu
Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin 1,81 çocuk ile Bulgaristan olduğu, en düşük toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin ise 1,06 çocuk ile Malta olduğu görüldü. Toplam doğurganlık hızı 2024 yılında binde 1,48 olan Türkiye, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında 9. sırada yer aldı.
Yüksek öğretim mezunu annelerin toplam doğurganlık hızı 2024 yılında 1,22 çocuk oldu
Annenin eğitim durumuna göre toplam doğurganlık hızı incelendiğinde, 2024 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızı okuma yazma bilmeyen/okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyen anneler için 2,65 çocuk iken en düşük toplam doğurganlık hızı yüksek öğretim mezunu anneler için 1,22 çocuk oldu.
Yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 2024 yılında 1,39 çocuk oldu
Mekânsal Adres Kayıt Sistemi'nin (MAKS) kullanılmaya başlanması ile birlikte fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan, "yoğun kent, orta yoğun kent ve kır"(1) ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama yapılmıştır.
Kent-kır sınıflamasına göre toplam doğurganlık hızı incelendiğinde, 2024 yılında kır olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 1,83 çocuk iken orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,58 çocuk ve yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde ise 1,39 çocuk oldu.
Yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 2024 yılında 1,39 çocuk oldu
Mekânsal Adres Kayıt Sistemi'nin (MAKS) kullanılmaya başlanması ile birlikte fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan, "yoğun kent, orta yoğun kent ve kır"(1) ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama yapılmıştır.
Kent-kır sınıflamasına göre toplam doğurganlık hızı incelendiğinde, 2024 yılında kır olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 1,83 çocuk iken orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,58 çocuk ve yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde ise 1,39 çocuk oldu.
Kaba doğum hızı binde 11,0 oldu
Kaba doğum hızı, bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade etmektedir. Kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken 2024 yılında binde 11,0 oldu. Diğer bir ifade ile 2001 yılında bin nüfus başına 20,3 doğum düşerken, 2024 yılında 11,0 doğum düştü.
Yaşa özel doğurganlık hızının en yüksek olduğu yaş grubu 25-29 oldu
Yaşa özel doğurganlık hızı, belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir.
Yaş grubuna göre doğurganlık hızı incelendiğinde, 2001 yılında en yüksek yaşa özel doğurganlık hızı binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2024 yılında binde 100 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi.
Adolesan doğurganlık hızı düştü
Adolesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir.
Adolesan doğurganlık hızı, 2001 yılında binde 49 iken 2024 yılında binde 10'a düştü. Diğer bir ifadeyle, 2024 yılında 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 10 doğum düştü.
Annenin son iki doğumu arasındaki ortalama süre 2024 yılında 4,7 yıl oldu
Annenin "son iki doğumu arasındaki ortalama süre"(2) incelendiğinde, bu süre 2019 yılında 4,6 yıl iken 2024 yılında 4,7 yıl oldu.
2024 yılında 2. doğumunu yapan annelerin ilk gerçekleştirdiği doğumu ile bu doğumu arasındaki ortalama süre 4,3 yıl oldu. Doğum yapan annelerden 2024 yılında 3. doğumunu gerçekleştirenlerin 2. doğumu ile arasındaki ortalama süre ise 5,4 yıl oldu.
Annenin 2. ile 1. doğumu arasındaki ortalama sürenin en kısa olduğu il, 2,7 yıl ile Şanlıurfa oldu
Doğum yapan annelerden 2024 yılında 2. doğumunu gerçekleştirenlerin 1. doğumu arasındaki ortalama sürenin en uzun olduğu il, 2024 yılında 5,4 yıl ile Kırklareli oldu. Bu ili 5,3 yıl ile Çanakkale, 5,1 yıl ile Kütahya, Edirne, Uşak ve Bartın izledi.
Annenin 2. ile 1. doğumu arasındaki ortalama sürenin en kısa olduğu il, 2024 yılında 2,7 yıl ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 2,9 yıl ile Şırnak, 3,0 yıl ile Ağrı ve Muş izledi.
Doğum yapan annelerin ortalama yaşı 29,3 oldu
Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken 2024 yılında 29,3 oldu. İlk doğumunu 2024 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27,3 oldu.
İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29,4 ile Tunceli oldu
İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2024 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29,4 ile Tunceli oldu. Bu ili 29,0 yaş ile Artvin, 28,8 yaş ile İstanbul izledi.
İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu iller ise 24,4 ile Şanlıurfa ve Muş oldu. Bu illeri 24,5 yaş ile Ağrı, 25,2 yaş ile Gaziantep izledi.
Doğumların %3,3'ü çoğul doğum olarak gerçekleşti
Çoğul doğum sayısı 2024 yılında 31 bin 109 oldu. Doğumların 2024 yılında %3,3'ü çoğul doğum olarak gerçekleşirken, bu doğumların %97,0'ı ikiz, %2,9'u üçüz ve %0,1'i dördüz ve daha fazla bebek olarak gerçekleşti.
Doğumların %41,9'u annenin ilk doğumu olarak gerçekleşti
Doğum sırasına göre doğumlar incelendiğinde, 2024 yılında doğumların %41,9'unun ilk, %30,3'ünün ikinci, %16,0'ının üçüncü, %11,5'inin ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleştiği görüldü.
AÇIKLAMALAR
Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi'nin (MERNİS) 2001 yılında on-line uygulamaya geçmesiyle doğum istatistikleri bu veri tabanından üretilmeye başlanmıştır. Doğum verisi, idari kayıtlara gecikmeli yansıyan yeni kayıtlardan dolayı 5 yıl geriye dönük olarak güncellenmektedir. Bu haber bülteninde, 2019-2023 yıllarına ilişkin doğum istatistiklerinin 31 Mart 2025 tarihi itibarıyla güncellenmiş verileri ile aynı tarih itibarıyla 2024 yılı doğum istatistikleri verilmiştir.
(1) Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından geliştirilen ve "yoğun kent, orta yoğun kent ve kır" ayrımında oluşturulan yeni kent-kır sınıflamasında "Kentleşme Derecesi (Degree of Urbanisation-DEGURBA)" esas alınmıştır. Bu sınıflama, 1 km2'lik alanlar olarak tanımlanan gridler üzerinden nüfus yoğunluğuna bağlı olarak bir alanın kent-kır özelliklerini göstermektedir. Veri kaynağı olarak MAKS ve 31 Aralık tarihli Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) kullanılmaktadır. Kentsel sınıfı belirlenen mahalle ve köylerin nüfusları toplulaştırılarak yeni kent-kır tanımına göre il ve ilçe düzeyinde nüfuslar elde edilmektedir.
(2) İlgili yılda doğum yapan annelerin bir önceki doğumları ile arasında geçen süre dikkate alınmıştır. İlgili yılda ilk doğumunu yapan anneler kapsam dışıdır. Çoğul doğumlar, tek doğum olarak kabul edilmiştir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













































