ENFLASYON DÜŞÜYOR AMA HAYAT PAHALILIĞI HALA CEP YAKIYOR
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı Mayıs 2026 enflasyon verileri, fiyat artış hızında geçen yıllara göre bir yavaşlama yaşandığını gösteriyor. Ancak vatandaşın günlük yaşamına bakıldığında, hayat pahalılığının hâlâ en önemli ekonomik sorunlardan biri olduğu görülüyor.
Mayıs ayında tüketici fiyatları bir önceki aya göre yüzde 1,71 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,61 olarak gerçekleşti. Bu oran, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 35,41 seviyesinin altında olsa da vatandaşın mutfakta, pazarda, markette ve faturalarını öderken hissettiği yükün tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Ekonomide enflasyonun düşmesi ile fiyatların düşmesi aynı şey değildir. Enflasyonun gerilemesi, fiyatların daha yavaş arttığını gösterir. Yani ürünler ucuzlamıyor; sadece zamların hızı azalıyor. Vatandaşın büyük bölümü de tam olarak bu nedenle enflasyon rakamları düşerken bile hayatın pahalı olduğunu düşünüyor.
Mayıs ayında en dikkat çekici gelişmelerden biri gıda fiyatlarında yaşandı. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık bazda yüzde 0,48 oranında düşüş görüldü. Özellikle bazı sebze ve meyve ürünlerinde mevsimsel etkiler nedeniyle fiyat gerilemeleri yaşandı. Bu durum enflasyonun aylık artışını sınırlayan önemli unsurlardan biri oldu.
Ancak işin diğer tarafında ulaştırma ve konut harcamaları bulunuyor. Ulaştırma grubunda aylık yüzde 2,03'lük artış gerçekleşirken, konut, su, elektrik, doğal gaz ve diğer yakıt harcamalarında yüzde 2,28'lik yükseliş görüldü. Özellikle enerji giderleri ve kira maliyetleri milyonlarca vatandaşın bütçesini zorlamaya devam ediyor.
Yıllık verilere bakıldığında da tablo benzer. Gıda fiyatları son bir yılda yüzde 34,86 artarken, ulaştırma giderleri yüzde 34,29 yükseldi. En yüksek artışlardan biri ise yüzde 45,59 ile konut grubunda gerçekleşti. Bu durum özellikle kiracılar ve sabit gelirli vatandaşlar açısından ciddi bir mali baskı anlamına geliyor.
Bugün birçok aile gelirinin önemli bölümünü barınma ve gıda harcamalarına ayırmak zorunda kalıyor. Maaşlarda yapılan artışlar kısa süreli rahatlama sağlasa da yüksek fiyat seviyeleri nedeniyle satın alma gücündeki kayıplar tamamen telafi edilemiyor.
TÜİK verilerinde dikkat çeken bir diğer nokta ise fiyat artışlarının ekonominin geneline yayılmış olması. Endeks kapsamında incelenen 174 alt harcama grubunun 137'sinde fiyat artışı yaşandı. Yalnızca 28 grupta düşüş görülürken 9 grupta değişim olmadı. Bu durum, enflasyon baskısının hâlâ geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.
Ekonomistler enflasyonun kalıcı olarak düşebilmesi için yalnızca gıda fiyatlarındaki geçici gerilemelerin yeterli olmayacağını belirtiyor. Özellikle kira, enerji, ulaştırma ve hizmet sektöründeki fiyat artışlarının kontrol altına alınması gerektiği ifade ediliyor.
Mayıs verilerinde çekirdek enflasyon olarak bilinen özel kapsamlı göstergeler de dikkat çekiyor. Gıda ve enerji gibi oynak kalemler çıkarıldığında fiyat artışlarının aylık yüzde 2,87 seviyesinde gerçekleşmesi, enflasyonun temel eğiliminde hâlâ güçlü bir baskının bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum Merkez Bankası açısından da önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor.
Vatandaş açısından bakıldığında ise en önemli soru şu: "Fiyatlar ne zaman normale dönecek?" Uzmanlara göre bunun kısa vadede gerçekleşmesi kolay görünmüyor. Çünkü enflasyon oranı düşse bile geçmiş dönemde yaşanan yüksek zamların etkisi fiyatların yüksek seviyelerde kalmasına neden oluyor.
Bununla birlikte yıllık enflasyonun geçen yıllara göre daha düşük seviyelerde seyretmesi, ekonomide dengelenme sürecinin devam ettiğine işaret ediyor. Eğer para politikaları kararlılıkla sürdürülür, bütçe disiplini korunur ve üretim maliyetleri kontrol altına alınabilirse önümüzdeki dönemde enflasyonda daha belirgin düşüşler görülebilir.
Sonuç olarak Mayıs 2026 verileri, enflasyonla mücadelede belirli bir mesafe alındığını gösteriyor. Ancak vatandaşın günlük yaşamında hissedilen hayat pahalılığı hâlâ yüksek seviyelerde bulunuyor. Bu nedenle ekonomide gerçek rahatlama ancak fiyat artışlarının daha da yavaşlaması ve gelirlerin satın alma gücünün kalıcı biçimde güçlenmesiyle mümkün olacak gibi görünüyor.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar












































