Kriz, yalnızca lojistik sistemlerinin değil; aynı zamanda ilişkilerin, iş birliklerinin ve güvenin de sınandığı bir sınavdır.
Zincirin halkaları zor zamanlarda birbirini suçlamaya başlar. Herkes topu taca atmaya çalışır.
-Depo teslimatı geç yaptı.
-Nakliye zamanında ulaşamadı.
-İthalatçı evrakları geciktirdi.
Vb. Herkesin birbirini suçladığı bir kısır döngü.
Bu rekabet ortamı, yalnızca süreci yavaşlatmakla kalmaz; müşteri nezdinde güveni de zedeler. Sonuçta kriz derinleşir, çözümsüzlük büyür ve ilişkiler kopma noktasına gelir.
Oysa birlikte hareket edenler, risk karşısında ortak refleksler geliştirir.
Birisi yükünü azaltır, diğeri alternatif güzergâh açar, bir başkası maliyeti paylaşır. Güçlerin birleştiği yerde çıkış başlar.
Ve şimdi kritik bir karar alma zamanı.
Güçlerin rekabetini mi sürdüreceğiz, yoksa güçleri birleştirip yol mu alacağız?
Elbette birlikte hareket etmenin riskleri vardır. Ama yalnız kalmanın bedeli çok daha ağırdır.
Çünkü kriz, lojistikte sadece işletmeleri değil; iş birliklerini de sınava tabi tutar. Bu sınavdan başarıyla çıkanlar, yalnızca ayakta kalmaz, güçlenerek yoluna devam eder.
Cesaret, yön tayin etmektir.
Güç birliğinin yolunu açar.
Esaret ise çözümü dışarıda arar ve çoğu zaman aksiyon almakta geç kalır.
Bu nedenle her lojistik paydaşı kendine şu soruyu sormalıdır:
Bu krizde gücümüzü rekabete mi yönlendireceğiz, yoksa gücümüzü birleştirerek çıkış mı yaratacağız?
Sonuç olarak, kriz dönemlerinde lojistik sektörünün paydaşları arasında en güçlü yapılar STK’lardır.
STK’lar; üyeleriyle ve sektör temsilcileriyle kurulacak güçlü iş birlikleri ve ortak akılla yalnızca sorunları aşmakla kalmaz, aynı zamanda yeni fırsatların kapısını da aralar.
Güçlü olmak istiyorsak, birlikte hareket etmeli; birlikte kalmak istiyorsak, ortak hedeflerde buluşmalıyız.
Görüşmek üzere esenlikler dilerim
Burhan Çakan













































