Enflasyon tahminleri sık sık revize edilmesine rağmen hedefin yakalanması zor da olsa 2024 yılı sonunda hedeflenen oran gerçekleşmiştir. Ancak 2024 yılından önce yapılan tahminler maalesef tutmamış, hatta öngörülen oranın epey üstünde gerçekleşmiştir.2024 yılında %38 den başlayan yıl sonu enflasyon hedefi dört defa revize edildikten sonra %44 e kadar çıkarılmış ve yıl sonunda %44,38 olarak kapatılmıştır.
2025 yılı için ise orta vadeli planda öngörülen %21 oranı henüz yılın başında iken %24 olarak revize edilmesi ekonomi çevreleri tarafından haklı olarak eleştirilmiş, yıl sonuna kadar birkaç defa revize edileceği yönünde kanaat hâkim olmuştur. Tabii ki ekonomimizin kırılgan olması tahminlerimizin değişmesinde en büyük etkendir. Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız 19 marttaki Ekrem İmamoğlu olayı, döviz kurlarının %4 yükselmesine, merkez bankasının döviz kurlarını kontrol altına almak amacıyla bir haftada 25 milyar dolar satmasına sebep olduğu gibi borsadan başta yabancılar olmak üzere yatırımcıların hisse satışından dolayı kayıplar yaşanmıştır. Daha önemlisi olaydan önce TCMB rezervlerimiz brüt 171 milyar dolara yükselmişken yaşanan olay sonunda yaklaşık 25 milyar dolar azalmıştır. Çok uzun sürede elde edilen rezervlerimiz bir hafta gibi kısa sürede önemli derecede azalmıştır.
Yukarıda bahsettiğim gibi kırılgan bir yapıya sahip olan ekonomimiz istikrarlı bir şekilde uygulamada iken, enflasyon dezenflasyona dönüşmüş iken, politika faizleri düşme eğilimine girmişken ve son üç ayda 250 şer baz puan azaltılarak %42.5 seviyesine gerilemişken ve önümüzdeki süreçte da faizlerin düşme eğiliminin devam edeceği beklenirken yaşanan bu olay enflasyon beklentilerinin artmasına yol açmıştır ve yakın gelecekte bana göre yıl sonu enflasyon oranının revize edilmesine sebep olacaktır.
En önemli konu, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığı gerçeğidir. Açıklanan veriler ile halkın yaşadığı enflasyon arasında neredeyse iki katı kadar fark bulunduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Dolayısıyla halkın enflasyon beklentisi de farklı olacaktır ve son derece doğal bir sonuçtur.
Bilindiği üzere bu yıl başında asgari ücret artışları geçen son bir yıllık enflasyon oranına değil, gelecek dönem yapılan enflasyon oranı öngörüsüne göre yapılmıştı. Daha da açmak gerekirse 2024 yılı enflasyon oranı dikkate alınmadan 2025 hedefi olan %21 oranı baz alınarak %30 zam yapılmıştı. Tabii ki bu durumda verilen artış oranı yaşanan enflasyon oranının altında olduğu için ve yıl boyunca ek zam yapılmadığı varsayımından dolayı önümüzdeki süreçte alım gücünün sürekli düşeceği ve bunun sonucu olarak yoksulluğun artacağı ortadadır. Öte yandan mart ayı açlık sınırı baz alındığında asgari ücretin yaklaşık 3500 TL azaldığını da unutmamak gerekir. Geçen dönemlerde olduğu gibi artan maaşlar enflasyona yenik düşmeye devam etmektedir.
Bir başka ve en önemli olaylardan birisi de yaşanan olaylardan dolayı yukarıda da bahsetmeye çalıştığım gibi ekonomi yönünden istikralı uygulama içine girdiğimiz süreçte yaşadığımız olumsuzluklardan dolayı önümüzdeki süreçte beklenen politika faizinin düşmesi olayının ertelenmesine yol açmasıdır. Çünkü enflasyon oranı da yüksek çıkacağından politika faizinin düşmesi son derece zordur ve birkaç ay ertelenme ihtimali yüksektir. Doğal olarak yüksek faiz de üretim kaynaklarının azalmasına, ihracatın düşmesine, işsizliğin artmasına sebep olabilir ve en önemlisi de azalan merkez bankası rezervlerimizin tekrar yükselmesinin oldukça zor olmasıdır. Çünkü yabancı ve yerli yatırımcılar için öngörüler zorlaşacaktır.
Konumuza dönecek olursak, yukarıda anlatmaya çalıştığım nedenlerde dolayı hane halkları enflasyon beklentileri de doğal olarak yükselecektir ve ekonomik güven endeksi az da olsa düşecektir.
Aşağıda Koç Üniversitesi tarafından açıklanan hane halkı enflasyon beklenti anketi bilgilerini okuyabilirsiniz.
Koç Üniversitesi'nin Mart 2025 Hane halkı Enflasyon Beklentileri Anketi yayımlandı. Anket sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Selva Demiralp, hanelerde enflasyon beklentisinin yüksek seyrettiğini ve tasarruf tercihlerinde dolarizasyon eğiliminin korunduğunu belirtti.
YIL SONU TAHMİNİ YÜZDE 67
Rapora göre, katılımcıların geçmiş 12 aya ilişkin enflasyon algısı yüzde 74, yıl sonu beklentisi yüzde 67, Mart 2026’ya kadar olan 12 aylık döneme ilişkin beklenti ise yüzde 66 oldu.
Ankette hanelere önümüzdeki 12 ayda tasarruflarını nasıl değerlendirecekleri de soruldu. Altın (%24) ve vadeli döviz mevduatı (%18) öne çıkarken, katılımcıların yüzde 29'u tasarruf yapmayı düşünmediğini ifade etti. Demiralp, dolarizasyon eğiliminin hâlen baskın olduğunu vurgulayarak, “Bu durum, faiz indirimleri ya da stopaj artışı konusunu iki kere düşünmekte fayda olduğuna işaret” dedi.
KİRACILAR EN YÜKSEK ENFLASYON BEKLENTİSİNE SAHİP
Ev sahipliği durumuna göre beklentilere bakıldığında, kiracı ve başka evi olmayanların enflasyon beklentisinin yüzde 67 ile en yüksek düzeye çıktığı görüldü. Birden fazla evi olanlarda ise bu oran yüzde 64’te kaldı. Demiralp, bu farkın “geçinme zorluğu yaşayan gruplarda enflasyon hissiyatının daha belirgin olduğunu” ortaya koyduğunu söyledi.
Tasarruf yapmayacağını belirten katılımcıların enflasyon beklentisi yüzde 68’e ulaşarak en yüksek grup oldu. Bu bulguya dikkat çeken Demiralp, “Yüksek enflasyon sonrası bozulan gelir dağılımının para politikasının etkinliğini azalttığı” değerlendirmesinde bulundu. Maliye politikalarının devreye girmesinin önemine vurgu yaparak, “Vergi reformu ile yüksek gelir kesimlerine yönelik adımlar atılması ve talebin kontrol edilerek dezenflasyon programına katkı verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
EĞİTİM SEVİYESİ ARTTIKÇA BEKLENTİ DÜŞÜYOR
Eğitim düzeyine göre yapılan analizde ise üniversite mezunlarının enflasyon beklentisi yüzde 64, lise altı katılımcıların beklentisi ise yüzde 69 olarak ölçüldü. Demiralp, bu farkın ekonomik okuryazarlığın beklenti oluşumunda rol oynayabileceğine işaret ettiğini belirtti.
Kaynak: Koç Üniversitesi
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar














































