Öncelikle belirtmem gerekir ki bendeniz komplike bir hasta olduğum için aşağıda okuyacağınız yazı ya yaşanmışlardan ya da yaşayarak öğrendiklerimden alıntılar şeklinde olacaktır.
Sağlık çalışanları deyince doktor, hemşire, eczacı medikal servisler, hasta bakıcı, güvenlik görevlisi, ambulans şoförü, temizlikçi kısaca sağlıkla ilgili herkesten bahsediyorum.
Doktorluk, ülkemizde ve tüm dünyada en kutsal mesleklerden biridir. Tahsil süresi çok uzun ve yorucudur. Doktor olmak hiç kimsenin her istediğinde ulaşabileceği bir makam değildir. Daha öğrencilik yıllarında başlayan sıkı ve sürdürülebilir eğitim almak ve kesintisiz devam ettirmek elbette yoğun bir çalışma gerektirir.
İnternetten edindiğim bir bilgiye göre bir kişinin ben doktorum diyebilmesi için yaklaşık 40,5 yılını vermesi gerekiyor. Bu 40 yıllık sürecin özellikle tıp fakültesi ve daha sonraki uzmanlık, doktora dönemi gece gündüz durmadan çalışmayı gerektiriyor. Çünkü insan hayatını tepeden tırnağa sağlıklı yaşatma kolay bir iş değildir. Ve bu konu hata veya affı olmayan bir işlevdir.
Türkiye’de doktorların durumuna gelecek olursak:
En basitinden yaklaşık üç devam eden korona virüs salgınında gece gündüz demeden, aileleri ve çocuklarını günlerce görmeyerek ve hastalıkla burun buruna hayat kurtarmaya çalışıyorlar ve maalesef birçok sağlık çalışanımızı bu sırada kaybettik. Nur içinde yatsınlar.
Sağlık çalışanlarının maddi konularda ise hak ettiklerini alamadıkları çok açık ortadadır. Birkaç kez söz verildiği halde iyileştirme yapılması hep rafa kaldırılmıştır. Kaldı ki yaptıkları hizmet maddi olarak ölçülemez başka bir ifade ile ne kadar para verilse haklarıdır.
Son yapılan düzenleme ile muayene süreleri beş dakika le sınırlandırılmış bulunuyor. Sebep olarak ise doktor kıtlığından bahsediliyor. Hiçbir kimse hiçbir meslekte hakkettiğini alamadığı yerde durmaz ve kendisine daha iyi koşullar sağlayacak alternatifleri aramak durumundadır. Kaldı ki doktorluk gibi iş garantisi olan gözde meslek sahipleri için iş bulma sorunu yoktur. Dolayısıyla kendilerine uygun iş ortamını bulmaları son derece kolaydır.
Muayene süresi 5 dk. olunca ne olacak? Bir doktor gelen hastasının anomnezini (hastalık özgeçmişini) alması bile beş dakikayı aşacaktır. Muayene işlemi, gerektiğinde başka bir uzman ile bilgi paylaşımı, laboratuvar veya radyolojik görüntü isteği vd. 5 dakikada mümkün değildir. Bir günde bir doktor ortalama 450 hastaya bakmaktadır. Bu da fedakârlık ve bilgi ile mümkün olabilir.
Dünya sağlık örgütü muayene süresini 20 dakika olarak belirlemiştir. Dolayısıyla 5 dakika muayene süresi yetmeyeceği kesindir.
Başka bir konu da sağlık çalışanlarına olan şiddet olaylarıdır. Yazılı ve görsel basında sık sık bu tür haberlere rastlamaktayız. Hiçbir sağlık çalışanı hastasının zarar görmesini istemez ve sürekli onun iyiliği için çalışır. Hastanelerde bu tür olayları azaltıcı önlemler alınmalıdır. Bir doktor arkadaşımın anlattığına göre bazı olayları hasta sahibine polis nezaretinde söyleyebilmektelermiş.
Tıp bilimi birçok ana bilim dalı ve alt dallardan oluşur. Bir derya olarak tanımlanabil inen tıp bilimi ile her vatandaş ilgilenemez ve ayrı bir meziyet veya meziyetlere sahip olması gerekir. Daha doğrusu yetenek sahihi olunmalı ve çalışma azmi mutlaka olmalıdır.
Bu günlerde bir de ilaç yokluğu gündemini koruyor. Ekonomik dalgaların yaşandığı bu dönemde döviz kurlarının artmasıyla birlikte ilaç fiyatları da yükselmek durumundadır. Ancak yapılan anlaşma sırasında Euro fiyatı 4,57 TL iken şu anda 11 TL’yi geçmiş durumdadır. İlaç anlaşmaları ise her yıl şubat ayında yapıldığı için ecza depoları belki haklı olarak piyasaya ilaç vermemekte bazı ilaçlarda sıkıntı yaşanmasına sebep olmaktadır. Kullandığımız ilaçların %60 ının ithal olduğu gerçeği göz önüne alındığında fiyatlar, döviz kurları ile yakından ilgili olduğu bir gerçektir. Özellikle kemoterapi, soğuk algınlığı ilaçları piyasada bulunmamakta hastalar da ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Yetkililerden bu konuya bir çözüm getirmelerini bekliyoruz.
Euronews sitesinden aldığım bilgilere göre Avrupa ve ülkemizde ortalama doktor yaşı hakkında bilgiler aşağıdaki gibidir.
Projeksiyonlar, yaşlanan iş gücünün AB'nin hızla yaşlanan nüfusuna ayak uydurmakta zorlandığını ortaya koyuyor.
2022 yılında AB ülkelerindeki doktorların üçte birinden fazlası 55 yaş ve üzerindeydi. Bu oran üye ülkelerin yarısında yüzde 40 veya daha fazlaydı.
OECD ve Avrupa Komisyonu tarafından ortaklaşa yayınlanan 'Bir Bakışta Sağlık: Avrupa 2024' raporuna göre, AB'deki doktorların üçte birinden fazlası (yüzde 35) 55 yaş ve üzerindedir.
Bu rakam ağırlıklandırılmamış bir ortalamadır, yani nüfus büyüklüğünü dikkate almamaktadır. En kalabalık üye devletlerde bu oran yüzde 40'ın üzerinde olduğundan, ağırlıklı ortalama muhtemelen yüzde 35'ten daha yüksektir.
Neredeyse her beş doktordan birinin 65 yaş ve üzerinde olduğu ülkelerin neredeyse yarısında durum daha ciddi.
Euronews Health'e konuşan Avrupa Doktorlar Daimî Komitesi (CPME) Başkanı Dr. Ole Johan Bakke, "Tıbbi iş gücünün yaşlanması, özellikle de süregelen eksiklikler ve artan sağlık hizmeti talepleriyle birleştiğinde, Avrupa'daki sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor," dedi.
Peki, doktorların yaşlandığı ülkeler hangileri?
İtalya ve Bulgaristan'da doktorların çoğunluğu 55 yaşın üzerinde
Romanya'da 55 yaş ve üzeri doktorların oranı yüzde 21 iken Bulgaristan ve İtalya'da yüzde 54'tür. İngiltere (2021 verileri) ve mevcut verileri olan seçilmiş AB adayı ve EFTA ülkeleri dahil edildiğinde, İngiltere yüzde 14 ile en düşük orana sahipken, onu yüzde 15 ile Türkiye takip etmektedir.
Tablonun en tepesindeki İtalya ile en altındaki İngiltere arasında bu denli büyük bir fark olmasının iki nedeni var.
Avrupa Maaşlı Doktorlar Federasyonu (FEMS) Başkanı Dr. Alessandra Spedicato, "İngiltere ve İtalya gibi ülkeler arasındaki büyük fark, İtalya'da ekonomik yatırım ve öngörü eksikliği nedeniyle uzun yıllardır azaltılan lisansüstü eğitim sözleşmelerinin sayısına ilişkin politikalara ve bu ülkelerin yurt dışında eğitim görmüş doktorlar için sahip olduğu farklı cazibe düzeyine bağlanabilir," dedi.
Almanya ve Fransa'da yaşlı doktorların oranı yüksek
Almanya ve Fransa'da 55 yaş ve üzeri doktorların oranı sırasıyla yüzde 44 ve yüzde 43 ile yarıya yakındı.
Bu oranın yüzde 40 veya daha fazla olduğu diğer ülkeler arasında Letonya, Estonya, Macaristan, Belçika, Çekya, Litvanya, Lüksemburg, Polonya ve Güney Kıbrıs bulunmaktadır.
Tüm İskandinav ülkeleri AB ortalamasının altında bir oran bildirirken, doktorların yalnızca yüzde 24'ünün 55 yaş ve üzerinde olduğu Norveç ve Finlandiya gibi bazı ülkelerde bu oran oldukça düşüktür.
65 yaş üstü doktorlar birçok ülkede her 5 doktordan 1'ini oluşturuyor
Tıbbi iş gücünün yaşlanması özellikle 65 yaş ve üzerindekilerin neredeyse her beş doktordan birini oluşturduğu bazı Avrupa ülkelerinde endişe vericidir.
11 AB ülkesinde 65 yaş ve üzeri doktorların oranı yüzde 18'in üzerinde olup, bu oran çoğu ülkede yüzde 20'yi aşmaktadır. AB İstatistik Ofisi Eurostat'a göre bu oran İtalya'da yüzde 27'dir.
AB'de 35 yaşın altındaki genç doktorların oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 46 ile Malta olurken, onu yüzde 34 ile Romanya takip etmektedir.
Yüzde 41'lik oranla aday ülke Türkiye dışında hiçbir AB ülkesi bu kategoride yüzde 30'u aşmamaktadır.
Bu oran İtalya'da yüzde 11, Fransa'da yüzde 16 ve Almanya'da yüzde 20'dir.
Yaşlı doktorların oranı Avrupa genelinde neden bu kadar farklı?
'Bir Bakışta Sağlık: Avrupa' raporunun Koordinatörü ve OECD Sağlık Bölümü Kıdemli Ekonomisti Gaetan Lafortune, Avrupa ülkeleri arasında yaşlı doktorların (55 yaş üstü) oranındaki önemli farklılığın, yapısal politikaların yanı sıra hem yeni doktorların girişini hem de mevcut pratisyenlerin elde tutulmasını veya ayrılmasını etkileyen kültürel faktörlerin bir kombinasyonuna atfedilebileceğini belirtti.
Bazı ülkelerdeki kötü iş-yaşam dengesi, yüksek idari yükler ve yetersiz maaşlar, genç doktorların göç etmesine veya mesleği tamamen bırakmasına neden oluyor.
Gaetan Lafortune
'Bir Bakışta Sağlık: Avrupa 2024' raporu koordinatörü
İlk kilit faktörün yeni doktorların giriş oranlarındaki farklılıklar olduğunu açıkladı. Bu ilk kilit faktördür. Örneğin, tıp fakültesi kontenjanlarının veya ihtisas programlarının sınırlı olduğu bazı ülkeler, emeklilerin yerini dolduracak kadar genç doktor yetiştirmekte zorlanmaktadır.
İkinci kilit nokta ise elde tutma oranlarıdır. Bu da gözlemlenen büyük farklılıkların önemli bir belirleyicisidir.
Euronews Health'e konuşan Lafortune, "Bazı ülkelerdeki kötü iş-yaşam dengesi, yüksek idari yükler ve yetersiz maaşlar, genç doktorları göç etmeye ya da mesleği tamamen bırakmaya itiyor ve kalan klinik iş gücünü yaşlı pratisyenlere doğru kaydırıyor," dedi.
Son olarak, meslekten ayrılma oranları da önemli bir rol oynuyor. Bazı ülkelerde doktorlar, aşamalı emeklilik seçenekleri veya yarı zamanlı rollerle, genellikle emeklilik takviyeleri ile teşvik edilerek standart emeklilik yaşının ötesinde çalışabilirken, bazı sistemler tarihsel olarak 65 yaşında emekliliği zorunlu kılarak yaşlı doktorların oranını kısıtlamıştır.
Tıp alanındaki kariyerler gençler için daha az cazip hale geliyor
FEMS'ten Spedicato ayrıca, doktorluk rolüne atfedilen geleneksel değeri azaltan ve bunun yerine daha iyi bir iş-yaşam dengesini tercih eden sosyal değişimler nedeniyle tıp mesleğinin yeni nesiller için çekiciliğinin azaldığını vurguladı.
Genç doktorların daha iyi çalışma koşulları sunan ülkelere göç etme eğiliminin de bu farklılıklara katkıda bulunduğunu belirtti.
CPME'den Johan Bakke, tam nitelikli bir doktor olmanın pek çok ülkede 10 ila 14 yıl sürebildiğine dikkat çekti.
Bakke, "Tıp fakültelerine girişleri sınırlandırmaya yönelik geçmişte alınan kararların- genellikle maliyet düşürme stratejileri nedeniyle- kalıcı etkileri olmuştur ve bu etkiler artık yaşlanan bir işgücü olarak kendini göstermektedir," dedi.
Spedicato, tıp diploması programlarına yapılan siyasi ve ekonomik yatırımların etkilerinin ancak yıllar sonra ortaya çıktığını vurguladı.
Hemşireler doktorlardan daha yavaş yaşlanıyor
Mevcut verilere sahip neredeyse tüm ülkelerde 55 yaş üstü hemşirelerin oranı genellikle doktorlarınkinden daha düşüktür.
Ağırlıklandırılmamış AB ortalaması yüzde 24'tür ve ulusal rakamlar Romanya'da yüzde 10'dan Letonya'da yüzde 39'a kadar değişmektedir.
İtalya'da bu oran hemşireler arasında sadece yüzde 24 iken, doktorlar arasında yüzde 54 ile Bulgaristan'la birlikte en yüksek orana sahiptir.
Avrupa'da sağlık çalışanı açığı
Rapora göre 20 AB ülkesi 2022 ve 2023 yıllarında doktor açığı bildirirken, 15 ülke de hemşire açığıyla karşı karşıya kalmıştır.
Avrupa'daki sağlık çalışanı açığı büyük ölçüde "çifte demografik" sorundan kaynaklanmaktadır.
Yukarıdaki çizgi grafikte de görüldüğü üzere, projeksiyonlar AB'nin iş gücünün yaşlanan nüfusa ayak uydurmakta zorlandığını göstermektedir.
2022 yılında AB'nin sağlık ve sosyal bakım sektöründe 65 yaş ve üzeri kişilerin toplam istihdama oranı 3,49'dur.
Bu oranın 2050 yılına kadar 3,94'e yükselmesi öngörülmektedir ki bu da yaşlı kişi başına düşen sağlık ve sosyal bakım çalışanı sayısında bir düşüşe işaret etmektedir.
Sağlık Vakfı'ndan James Buchan, kanıta dayalı yaklaşımlara duyulan ihtiyacı vurgulamış ve bu zorluğun üstesinden gelmek için daha uzun vadeli iş gücü projeksiyonları yapılmasını önermiştir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar














































