ABD Başkanı Donald Trump’ın, Avrupa Birliği (AB) mallarına 1 Ağustos’tan itibaren yüzde 30 gümrük vergisi uygulama tehdidi, Brüksel’i de misillemeye hazırladı. Görünen o ki eğer son dakikada bir uzlaşma olmazsa, dünya ticaretinde yeni ve sert bir gerilim dalgasına şahit olacağız. Üstelik bu, yalnızca ABD ve AB’yi değil, küresel ticaret zincirine sıkı sıkıya bağlı olan Türkiye gibi pek çok ülkeyi de doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek.
Peki bu süreçte en çok hangi ülkeler ve sektörler hasar görecek? Avrupa’nın planladığı misilleme hangi ürünleri hedef alacak? Ve en önemlisi, Türkiye bu süreçte hem risk hem de fırsat penceresinden nasıl etkilenebilir? Gelin, konuyu biraz daha yakından ve detaylı inceleyelim.
AB’nin cevabı: Sadece karşılık değil, stratejik bir mesaj
ABD’nin AB mallarına yüzde 30 gümrük vergisi tehdidine karşılık, Avrupa Komisyonu da 72 milyar euro değerindeki ABD mallarına misilleme tarifeleri koyma planını devreye aldı. Bu rakam, daha önce gündeme gelen 95 milyar euroluk listeden biraz daha düşük ama etkisi bakımından yine çok ciddi.
Listede neler var? Uçak ve uçak parçaları, makineler, otomotiv ürünleri, kimyasallar, plastikler, tıbbi cihazlar gibi sanayinin omurgasını oluşturan kalemlerin yanı sıra; burbon viskisi, diş fırçası, eğlence parkı ekipmanları gibi sembolik ürünler de var. Bu çeşitlilik, AB’nin “sadece ekonomik değil, siyasi ve psikolojik mesajı” da düşündüğünü gösteriyor.
Ekonomistlere göre, bu vergilerin Avrupa’daki genel enflasyona doğrudan etkisi sınırlı kalabilir; belki birkaç ondalık puan artış olur. Ancak asıl risk, tedarik zincirlerinde oluşabilecek aksaklıklar ve belirsizliklerin yatırım ve üretimi yavaşlatması.
En çok kimler etkilenecek? İrlanda, Almanya ve Hollanda ön sırada
Bu vergi savaşında ilk bakışta en çok zarar görecek ülkeler İrlanda, Almanya ve Hollanda gibi ithalatı yüksek ve ihracat odaklı ülkeler olacak.
İrlanda, özellikle havacılık sektöründe kırılgan bir konumda. Dünya ticari uçak filosunun yüzde 37’si İrlanda merkezli uçak kiralama şirketleri tarafından yönetiliyor. ABD’den alınacak uçak ve parçalara getirilecek vergiler, maliyetleri artırıp bu sektörü zor durumda bırakabilir. Brüksel merkezli Bruegel düşünce kuruluşuna göre, eğer Trump’ın ilaç ürünlerine de ağır vergi getirme planı hayata geçerse, İrlanda’nın 2028’e kadar GSYH’sinde yüzde 3’e varan kümülatif kayıp yaşanabilir.
Almanya, ABD’den yaptığı otomotiv ithalatı ve güçlü kimya sanayisi ile en riskli ülkelerden biri. Almanya sadece ABD’den doğrudan ithalat yapmakla kalmıyor; aynı zamanda Polonya, Macaristan, Slovakya gibi komşu ülkelerde kurulu yan sanayi tedarikçileriyle de derin bir üretim zincirine sahip. Olası vergiler hem Alman markalarını hem de bu yan sanayi ülkelerini vurabilir.
Hollanda ise makineler, kimyasallar ve tıbbi cihazlarda yüksek ithalatıyla öne çıkıyor. Özellikle ABD’den ithal ettiği tıbbi cihazlar 4,6 milyar euro seviyesinde. Bu da Hollanda’daki sağlık teknolojisi sektörünü ve dolaylı olarak Avrupa’daki medikal pazarı baskı altına alabilir.
Sektör bazında tablo: Uçaklardan viskiye, makinelerden tıbbi cihazlara
Misillemenin en sert vuracağı alanlardan biri havacılık sektörü. ABD’nin havacılık devi Boeing, gelirinin yüzde 13’ünden fazlasını Avrupa’dan sağlıyor. AB’nin misilleme tarifeleri Boeing’e doğrudan bir darbe vuracak. Bu durum, Boeing’in rakibi olan Airbus’ı kısa vadede avantajlı gibi gösterse de ABD’nin de Airbus’a karşı yeni vergiler getirme ihtimali var. Yani uzun vadede iki taraf da zarar görebilir.
Otomotiv sektörü de kritik bir cephe. Almanya başta olmak üzere pek çok AB ülkesi ABD’den yedek parça ve araç ithal ediyor. Üstelik bu sektör sadece Almanya’yı değil; Polonya, Çekya, Macaristan gibi yan sanayi ülkelerini de dolaylı olarak etkiliyor.
Kimyasallar ve plastikler, yine listenin başında. Belçika, Almanya ve Hollanda bu ürünlerde en yüksek ithalat yapan ülkeler. Örneğin, Belçika 2024’te ABD’den 13,7 milyar euro değerinde kimyasal ürün ithal etti.
Tarım ürünleri ve içkiler de hem ekonomik hem sembolik anlamda hedefte. Özellikle Hollanda, ABD’den yılda 60 milyon euro civarında burbon viskisi ithal ediyor. Bu rakam tek başına ekonomiyi batırmaz elbette, ancak ABD’nin de Avrupa şarap ve viskilerine misilleme yapması, Fransız ve İrlanda içki ihracatını sıkıntıya sokabilir.
Türkiye için anlamı: Hem risk hem fırsat
Peki tüm bu gelişmeler Türkiye’ye nasıl yansır? Aslında çift yönlü etkiler söz konusu:
-Riskler:
*Avrupa pazarında olası bir daralma, Türkiye’nin ihracatını yavaşlatabilir. Türkiye’nin en büyük pazarı hâlâ AB ve Almanya, Hollanda gibi ülkelerdeki yavaşlama, Türkiye’den yapılan otomotiv, beyaz eşya, tekstil ve kimya ihracatını azaltabilir.
*Tedarik zinciri etkileri: Türkiye’nin de parçası olduğu Avrupa’daki üretim zincirlerinde aksama yaşanabilir. Özellikle Almanya’ya bağlı otomotiv yan sanayi ihracatı bundan etkilenebilir.
-Fırsatlar:
*ABD ve AB’nin birbirine karşı vergi artırdığı bir ortamda, Türkiye gibi “nötr” ülkeler bazı ürünlerde alternatif tedarikçi olabilir. Örneğin kimya, otomotiv yan sanayi, makine ve tarım ürünlerinde Avrupa pazarında daha rekabetçi hâle gelebiliriz.
*ABD pazarında da AB ürünlerine getirilen vergiler nedeniyle Türk malları avantajlı duruma geçebilir. Özellikle tekstil, deri ve bazı gıda ürünlerinde ABD’ye ihracat artabilir.
Son söz: Ticaret savaşının kazananı yok
ABD ve AB arasında büyüyen bu ticaret savaşının kısa vadede kimseye net bir fayda getirmesi beklenmiyor. Ülkeler ve sektörler bazında farklı oranlarda etkilenme olsa da küresel ticaretin yavaşlaması herkesi bir şekilde vuracak.
Türkiye ise bu ortamda hem dikkatli hem de hızlı davranmalı. AB ve ABD’deki gelişmeleri yakından izleyerek, bir yandan riskleri azaltıcı önlemler alırken, diğer yandan yeni pazar fırsatlarına odaklanmak gerekiyor. Şirketlerin de alternatif tedarikçiler, yeni lojistik rotalar ve farklı pazar stratejileri üzerinde daha çok durmaları gereken bir dönem bizi bekliyor.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar














































